Prof. Dr. Yusuf Demir: “Sulak alanları korumak bir tercih değil, yaşamsal bir zorunluluktur”
2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, suya erişimin güvence altına alınmadığı bir geleceğin kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, sulak alanların korunmasının hem doğa hem de insanlık için hayati öneme sahip olduğunu söyledi.
Samsun’da, Kızılırmak Deltası Ramsar Alanı’nda 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla düzenlenecek programda “Sürdürülebilir Biyoçeşitlilikte Suyun Önemi” başlıklı bir sunum da yapacak olan Prof. Dr. Yusuf Demir, 21. yüzyılın ilk çeyreğinin tamamlandığı günümüzde tüm düzenleme ve politikaların bu ilke doğrultusunda şekillendirilmesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Demir, “Sürdürülebilirlik ilkesini esas alan bu yaklaşım; suyun en yüksek düzeyde korunmasını, bütüncül planlama yöntemleriyle geliştirilmesini ve iyi yönetişim ilkeleri çerçevesinde, suyu yöneten ve kullanan tüm paydaşların aktif katılımıyla yönetilmesini zorunlu kılmaktadır” dedi.
“Dünya Sulak Alanlar Günü, küresel bir sorumluluğun hatırlatıcısıdır”
Ramsar Sözleşmesi’nin 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzalandığını hatırlatan Prof. Dr. Demir, sözleşmenin imza tarihi olan 2 Şubat’ın, 1997 yılından bu yana 171 ülkede “Dünya Sulak Alanlar Günü” olarak kutlandığını ifade etti. Demir, “Bu anlamlı gün, yaşamın kaynağı olan sulak alanların korunmasının bir tercih değil, yaşamsal bir zorunluluk olduğunu kamuoyuna bir kez daha hatırlatmak açısından son derece önemlidir” diye konuştu.
Sulak alanların, başta insanlar olmak üzere tüm canlılar için vazgeçilmez ekosistemler olduğuna dikkat çeken OMÜ Öğretim Üyesi Demir, iklim değişikliğiyle birlikte bu alanların öneminin daha da arttığını belirterek, “Su ve toprak kaynaklarının kullanımında teknoloji, ekonomi ve çevre arasında bir denge kurulmalıdır. Sulak alanlar ve korunan alanlardaki ekolojik karakterin gelecek nesillere sürdürülebilir biçimde aktarılması, insanlığın en temel sorumluluklarından biridir” ifadelerini kullandı.
“Samsun’daki sulak alanlar ciddi tehdit altında”
Prof. Dr. Yusuf Demir, Samsun ve Türkiye genelindeki sulak alanların ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek özellikle Ladik Gölü ve Bafra Kızılırmak Deltası Ramsar Alanı için uyarılarda bulundu.
Ladik Gölü’nün yanlış su yönetimi, kirlilik, tarımsal baskılar ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle her geçen gün küçüldüğünü belirten Demir, “Ladik Gölü’nün kaybı yalnızca bir doğa alanının yok olması anlamına gelmez. Aynı zamanda bölge halkının yaşam kaynaklarının zarar görmesi demektir” dedi.
Bafra Kızılırmak Deltası’nın ise uluslararası Ramsar statüsüne rağmen yapılaşma baskısı, kirlilik ve yetersiz denetim nedeniyle tehdit altında olduğunu vurgulayan Demir, “Ramsar statüsü kağıt üzerinde kalan bir unvan değildir. Bu statü, etkin ve kararlı bir koruma sorumluluğunu beraberinde getirir” değerlendirmesinde bulundu.
“Yetkililere açık çağrımızdır”
Prof. Dr. Demir, her iki sulak alan için yetkililere ve ilgili kurumlara çağrıda bulunarak şu hususların altını çizdi:
- Ladik Gölü için acil bir kurtarma ve ekosistem iyileştirme planı hazırlanmalı ve şeffaf biçimde uygulanmalıdır. 2025 yılında Samsun Valiliği’nin, DSİ Bölge Müdürlüğü başkanlığında başlattığı çalışmalar ümit vericidir ve bir an önce hayata geçirilmelidir.
- Bafra Kızılırmak Deltası Ramsar Alanı’nda koruma hükümleri eksiksiz uygulanmalı, yapılaşma ve kirlilik baskılarına derhal son verilmelidir.
- Sulak alanlarda bilimsel temelli, katılımcı ve sürdürülebilir yönetim planları hayata geçirilmelidir.
- Tarımsal ve endüstriyel kirliliğe karşı etkin denetim mekanizmaları kurulmalı, caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.
- Su, sulak alan, çevre koruma ve iklim değişikliği konularında eğitim çalışmalarıyla kamuoyu duyarlılığı artırılmalıdır.
- Yerel halkın, sivil toplumun ve uzmanların sürece dahil edildiği şeffaf bir yönetim anlayışı benimsenmelidir.
“Sulak alanların kaybı, sessiz bir yıkımdır”
Türkiye’de 14’ü Ramsar Koruma Alanı olmak üzere yaklaşık 136 sulak alan bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Demir, “Her biri ayrı ayrı ele alınmalı, sorunları tespit edilerek çözümler üretilmelidir. Sulak alanların kaybı sessiz bir yıkımdır. Kuruyan her göl, yok olan her delta; geleceğimizden koparılan bir parçadır” dedi.
Açıklamasını güçlü bir çağrıyla tamamlayan Prof. Dr. Yusuf Demir, “Doğayı korumak, yaşamı savunmaktır. Bugün sulak alanları koruyamazsak, yarın ne suyu ne de yaşamı koruyabiliriz. Sulak alanlar yaşarsa, yaşam sürer” ifadelerini kullandı.



