OMÜ’de Gazze İçin Bilim Kafe: Gazze’de yıkılan eğitim sistemi ve yeniden inşa süreci ele alındı

17 Eylül 2026, Perşembe - 19:22 Güncelleme: 17 Eylül 2026, Perşembe - 19:22
Click to listen DİNLE

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Üstün Küsefoğlu Bilim İletişimi Ofisi ve OMÜ Uluslararası İlişkiler Birimi iş birliğinde, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Bilim İletişimi Ofisi desteğiyle düzenlenen “Gazze İçin Bilim Kafe” programında, Gazze’de devam eden yıkımın eğitim sistemi üzerindeki etkileri, eğitim altyapısındaki kayıplar ve yeniden yapılanma sürecinde eğitimin rolü ele alındı.

Programa; OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten, Rektör Danışmanı ve Bilim İletişimi Ofisi Akademik Yöneticisi Prof. Dr. Emine Şendurur, Uluslararası İlişkiler Birimi Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Aycan, akademisyenler ve uluslararası öğrenciler katıldı.

Programın konuşmacıları OMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi ve Bölgesel Kalkınma ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü Doç. Dr. Fatih Altuğ, OMÜ Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü doktora öğrencisi Rita R. Y. Eid yer aldı.

Ardından Gazze’ye gerçekleştirilen canlı bağlantı ile bölgede yaşayan hukuk öğrencisi Basım Ali El-Kefarne, tüm gerçekliğiyle yıkımı gösterdi, yaşam mücadelesini anlattı, abluka altındaki gündelik hayat, eğitimde yaşanan güçlükler ve geleceğe dair beklentileri birinci ağızdan aktardı.

Filistinli öğrencilerin etkinliğe özel hazırladıkları ve İsrail ablukası altında hangi zor şartlar altında eğitim hayatlarını ve gündelik yaşamlarını sürdürdükleri anlatan kısa video ibretle izlendi. Ayrıca Filistin kültürünü yansıtan küçük bir materyal sergisi fuaye alanında yer aldı.   

Prof. Dr. Kesten: "Geleceği yeniden inşa etmenin yolu bilim ve eğitimden geçiyor"

Etkinliğin açış konuşmasını yapan OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının (YÖK) çağrısıyla harekete geçtiklerini belirterek, toplantının Gazze'deki duruma dair akademik bir farkındalık oluşturma gayesi taşıdığını dile getirdi.

Gazze’de devam eden saldırıların ve insani krizin altını çizen Prof. Dr. Kesten, temel insan haklarının tamamen gasp edildiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Bir çocuğun ya da bir insanın en temel haklarından bahsettiğimizde barınma, sağlık ve eğitim ilk sıralarda gelir. Ancak mevcut tabloda Gazze'de yaşayan hiçbir yurttaşın bu haklara erişme imkânı kalmamıştır. Karşımızda ülkesinin yarınları için büyük önem taşıyan gençlerimiz duruyor; fakat bölgedeki yeni nesiller için yalnızca korku ve belirsizlik var. Birçoğu maalesef bu yaşlara dahi ulaşamadan yaşamını yitirdi.”

Kısa vadede bölgeye yönelik nakdi yardımlar ile insani ve vicdani dayanışmanın elzem olduğunu hatırlatan Kesten, uzun vadeli ve kalıcı çözümün ise bilimsel güçten geçtiğini vurguladı. Bilimin ve teknolojinin kötü niyetli yıkım politikalarına karşı bir kalkana dönüştürülmesi gerektiğini kaydeden Kesten, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Geleceği yeniden inşa etmek için en temel unsurun eğitim, yoğun çalışma ve bilim olduğunu unutmamalıyız. Karşımıza bilimin yıkıcı yönünü kullanarak çıkanlara karşı cevabımız; uzun vadede daha çok çalışarak bilimde, teknolojide çok daha yetkin ve güçlü bir konuma ulaşmak olmalıdır. Onların yaptığı gibi kötülükle değil; iyilikle, akılla ve bilimle cevap vereceğimiz aydınlık günlerin geleceğine inanıyorum.”

Konuşmasının sonunda organizasyonun hayata geçirilmesindeki katkılarından dolayı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Aycan nezdinde tüm Uluslararası İlişkiler Birimi çalışanlarına, Prof. Dr. Emine Şendurur’a, sunumuyla katkı sunan Doç. Dr. Fatih Altuğ’a ve Filistinli öğrencilere teşekkür etti.

Doç. Dr. Fatih Altuğ “Gazze’de eğitim sisteminin yeniden inşası yalnızca binaların yapılmasıyla mümkün değil”

Doç. Dr. Fatih Altuğ, “Gazze’de Eğitim: Savaş, Yıkım ve Geleceğin İnşası” başlıklı sunumunda Gazze’nin savaş öncesindeki eğitim yapısını, 7 Ekim 2023 sonrasında yaşanan yıkımı ve eğitim sisteminin yeniden inşası için yapılabilecekleri değerlendirdi: “7 Ekim öncesinde Gazze’de temel eğitim, ortaöğretim ve yükseköğretim alanlarında önemli bir eğitim kapasitesi bulunuyordu. Okuryazarlık oranı yüzde 98 seviyesindeydi. Yaklaşık 800 temel eğitim ve ortaöğretim kurumu ile 17 yükseköğretim kurumu faaliyet gösteriyordu. Eğitim sisteminin bu yapısı, bütün kısıtlamalara rağmen Gazze toplumunun eğitime verdiği önemi ortaya koyuyordu.”

Altuğ, savaşın eğitim altyapısının yanı sıra insan kaynağı ve akademik hafıza üzerinde de önemli kayıplara yol açtığını belirterek şöyle devam etti: “Bugün geldiğimiz noktada eğitim kurumlarının yaklaşık yüzde 92’si tamamen ya da büyük ölçüde yıkılmış veya kullanılamaz hâle gelmiş durumda. 13 bin 500’den fazla okul çağındaki çocuk, 788 üniversite öğrencisi ve 616 akademisyen ile öğretmenin hayatını kaybettiği belirtiliyor. Burada yalnızca fiziksel yapıları yeniden inşa etmekten söz etmiyoruz. Eğitim sisteminin insan kaynağını, akademik hafızasını, arşivlerini, kütüphanelerini ve bilimsel kapasitesini de yeniden oluşturmak gerekiyor. Finansal kaynaklar zaman içerisinde bulunabilir; ancak kaybedilen insan sermayesini yeniden oluşturmak çok daha uzun bir süreçtir. Bu nedenle Gazze’de eğitim sisteminin yeniden inşası yalnızca binaların yapılmasıyla mümkün değil.”

“Türkiye ile Gazze üniversiteleri arasında kalıcı akademik iş birlikleri kurulabilir”

Doç. Dr. Altuğ, yeniden yapılanma sürecinde eğitim alanının yalnızca fiziksel altyapıyla sınırlı tutulmaması gerektiğini belirterek, psikososyal destekten öğretmenlerin desteklenmesine, dijital eğitim altyapısından akademik iş birliklerine kadar geniş kapsamlı bir yaklaşım gerektiğini ifade etti: “Eğitim, Gazze’de yaşanan travmanın iyileştirilmesinde de önemli bir araç olabilir. Geçici öğrenme alanlarının oluşturulması, çadır ve prefabrik okulların kurulması, çocuklara psikososyal destek verilmesi, öğretmenlerin desteklenmesi ve engelli ya da yaralı öğrencilerin eğitim süreçlerine yeniden dâhil edilmesi gerekiyor. Bunun yanında üniversitelerin, akademik arşivlerin ve kütüphanelerin dijital olarak korunması da büyük önem taşıyor. Eğitim altyapısının yeniden kurulması için yaklaşık 3,8 milyar dolarlık bir kaynağa ihtiyaç olduğu, eğitimde yaşanan kesintilerin ise bir neslin yaşam boyu gelirinde yaklaşık 1,25 milyar dolarlık kayba yol açabileceği değerlendiriliyor.”

Türkiye’nin bu süreçte akademik kapasitesiyle katkı sunabileceğini belirten Altuğ, YÖK ve üniversiteler düzeyinde iş birliklerinin geliştirilebileceğine dikkat çekti: “Türkiye ile Gazze’deki üniversiteler arasında eşleştirmeler yapılabilir. Öğrenci ve akademisyen kayıtlarının ortak bir dijital sistem üzerinden tutulması, kredi tanıma süreçlerinin oluşturulması, ortak diploma protokollerinin hazırlanması ve öğrencilerin eğitimlerine farklı kanallardan devam edebilmesi sağlanabilir. ‘Türkiye-Gazze Üniversiteler Konsorsiyumu’ gibi bir yapı oluşturulabilir. Bu konuda YÖK ile iş birliği yapılması, Gazze ve Batı Şeria’daki öğrencilerin eğitim süreçlerinin desteklenmesi açısından önemli olacaktır. Üniversitelerimiz akademik kapasite, laboratuvar, uzaktan eğitim ve öğrenci değişimi alanlarında katkı sunabilir. Bu iş birliklerinin yalnızca Gazze ile sınırlı kalmayıp Batı Şeria’yı da kapsayacak şekilde geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

Filistinli Rita R. Y. Eid “Gazze yalnızca savaşın yaşandığı bir yer olarak görülmemeli”

OMÜ Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü doktora öğrencisi Rita R. Y. Eid ise Gazze’de doğup büyüdüğünü, çocukluğunun ve gençliğinin Gazze’de geçtiğini belirterek eğitim hayatının savaşlarla nasıl iç içe geçtiğini anlattı: “Ben Gazze’de doğdum, orada büyüdüm. Çocukluğum, gençliğim, bütün anılarım Gazze’de geçti. Birden fazla savaşı yaşadım. Bombardımanların, korkunun ve belirsizliğin içinde eğitim almaya çalıştım. Bugün Türkiye’de doktora öğrencisi olmak benim için sıradan bir akademik süreç değil. Burada Gazze’nin çocuklarını da hatırlatmak istiyorum. Onlar sadece ‘savaş çocukları’ değil. Onlar öğrenciler, hayal kuran çocuklar ve geleceğin bilim insanları. Gazze’de savaş başlamadan önce yüzlerce okul, üniversiteler ve yükseköğretim kurumları vardı. 2022-2023 döneminde yaklaşık 800 okul ve 600 binden fazla öğrenci bulunuyordu. 2022 yılında 15-19 yaş grubundaki okuryazarlık oranı yüzde 99,4’tü.”

“Gazze yalnızca acı değildi; Gazze aynı zamanda direnişti, Gazze zekâydı, Gazze eğitimdi, Gazze bilimdi”

Eid, Gazze’de ailesinin ve yakınlarının bulunduğunu, özellikle çocukların eğitim hakkının korunmasının kendisi için büyük önem taşıdığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Benim 12 yaşında bir kız kardeşim hâlâ Gazze’de. Ailem orada. Çocukların eğitimine devam edebilmesi, okula güvenli bir şekilde gidebilmesi benim için çok önemli. Ben bugün çocuklarımı okula gönderirken Gazze’de okula gidemeyen çocukları düşünüyorum. Ailem evlerini kaybetti, birçok akrabamızı ve arkadaşımızı kaybettik. Her kayıp sadece bir sayı değil; bir hayat, bir hikâye demek. Eğitim de sadece okuldan veya diplomadan ibaret değil. Eğitim, çocukların hayatta olduğunun, geleceğe dair bir hayallerinin bulunduğunun göstergesi. Ben bugün burada Gazze için sadece acıyı konuşmak istemiyorum. Çünkü Gazze yalnızca acı değildi; Gazze aynı zamanda direnişti, Gazze zekâydı, Gazze eğitimdi, Gazze bilimdi. Gazze, bütün imkânsızlıklara rağmen çocuklarını okula göndermeye çalışan bir toplumdu.”

“Gazze İçin Bilim Kafe” programı, Prof. Dr. Emine Şendurur’un Rita R. Y. Eid’e teşekkür belgesi sunması ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.