15 Temmuz'un izleri ve geleceğe bıraktığı dersler OMÜ'de ele alındı
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün 10. yıl dönümü dolayısıyla "İzleri ve Dersleriyle 15 Temmuz" başlıklı bir panele ev sahipliği yaptı. OMÜ Uzaktan Eğitim Merkezi (UZEM) Konferans Salonu'nda düzenlenen panelde, 15 Temmuz hain darbe girişiminin toplumsal hafızadaki yeri, demokrasi bilincinin güçlendirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması gereken dersler ele alındı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın ardından Prof. Dr. Mustafa Kara'nın Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programa, OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, rektör yardımcıları Prof. Dr. Alper Kesten, Prof. Dr. Çetin Kurnaz ve Prof. Dr. Ayşe Pınar Sumer, Genel Sekreter Prof. Dr. Erhan Burak Pancar, fakülte dekanları, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.
Panelde, İlahiyat Fakültesi Dekanı ve İlahiyat Fakültesi, Temel İslam Bilimleri Bölümü, Kelam Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Faruk Sancar ile Rektör Danışmanı ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Eski Türk Dili Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Serkan Şen konuşmacı olarak yer aldı.
"15 Temmuz, millî iradenin ve demokrasinin üstün zaferidir"
Programın açılış konuşmasını yapan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, 15 Temmuz'un sadece bir ihanet şebekesinin bertaraf edilmesi değil, Türk milletinin kendi kaderini bizzat kendi fedakârlığıyla tayin ettiği şanlı bir milat olduğunu vurguladı. Rektör Aydın konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Bugün bu salonda, esarete karşı istiklalin, karanlığa karşı aydınlığın ve ihanete karşı vatanseverliğin destanlaştığı 15 Temmuz Demokrasi Zaferi'nin onuncu yıl dönümü vesilesiyle toplanmış bulunmaktayız. Tam on yıl önce, devletimizin bekasına ve milletimizin iradesine haince kasteden FETÖ terör örgütüne karşı milletimiz, tarihin sayfalarına altın harflerle kazınan asil direnişlerinden birini daha sergilemiştir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği ve meydanları dolduran halkımızın kararlı duruşuyla o karanlık gecede, parlak ve aydınlık bir geleceğin önsözü yazılmıştır."
En büyük sorumluluğun bu mücadeleden çıkarılan dersleri gelecek nesillere aktarmak olduğunu belirten Rektör Aydın, "İrade Bizim, Zafer Bizim!" şiarıyla bağımsızlık ve demokrasiden asla ödün verilmeyeceğini ifade ederek aziz şehitleri rahmetle, kahraman gazileri ise şükranla andı.
"Kolektif irademize saldırı, insanın şerefine yapılmış bir tasalluttur"
Panelde “Milli İradenin Kültürel Temelleri” başlıklı sunumunu gerçekleştiren Rektör Danışmanı Prof. Dr. Serkan Şen, kültür kavramının en yalın haliyle "milletlerin dünyayı yorumlama tarzı" olduğunu belirterek, irade kavramının insanı "eşref-i mahlukat" yapan temel unsur olduğuna dikkat çekti:
"İnsanın şerefi, iradesiyle tecelli eder. Kolektif iradenin yansımasına ise bizler 'Milli İrade' adını veriyoruz. Buradan bakıldığında Milli İradeye karşı yapılan her türlü saldırı, halihazırda insanın şerefine, milletlerin haysiyetine yönelik kabul edilmeyecek bir tasallut olarak değerlendirilmelidir."
"Türk'e karşı geliştirilen emperyalist duyguların tarihi bir hafızası var"
Tarihsel hafızanın ve tecrübe aktarımının önemini vurgulayan Prof. Dr. Şen, Türk milletinin şanlı mücadelelerinin yanı sıra bu mücadelelerin mağluplarının da kendi hafızalarını güncellediğini belirtti. Batı emperyalizminin Türk milletini savaş meydanlarında yenemeyeceğini bildiği için içten kontrol yöntemlerine başvurduğunu söyleyen Şen, eski Türkçedeki "kirdest" (kirli iş ortaklığı yapan) kelimesine atıfta bulunarak, FETÖ'nün emperyalizmin bu topraklardaki bir "kirdest"i (suç ortağı) olarak boy gösterdiğini ifade etti.
Prof. Dr. Faruk Sancar “Din, Güç ve Sorumluluk: 15 Temmuz'un Düşündürdükleri”
İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Sancar, “Din, Güç ve Sorumluluk: 15 Temmuz'un Düşündürdükleri” başlıklı konuşmasına 15 Temmuz gecesi vatanı kurtarmak için gözünü kırpmadan şehadete yürüyen vatan evlatlarını rahmetle anarak başladı. Sancar, dini yapıların körü körüne biat üzerinden nasıl büyük felaketlere yol açabileceğini dünyadan sarsıcı bir örnekle açıklayan Prof. Dr. Sancar, 1978 yılında Amerika’da yaşanan Jonestown cemaati faciasını hatırlattı. Jim Jones adlı vaizin peşinden giden 914 eğitimli insanın (mühendis, doktor, profesör) toplu intihar ettiğini belirten Sancar, FETÖ'nün de benzer bir "karizmatik otorite" inşası ve teolojik istismar yöntemi kullandığını söyledi: "Kur'an sürekli Allah'a çağrıdan bahseder. Ama bu ve buna benzer yapıların tamamında Allah yoktur; ya cemaatin kendisi vardır ya da cemaatin kült lideri vardır. Eğer bir yapı sürekli olarak kendisini merkeze alan bir söylem üretiyorsa, o yapıdan uzak durulmalıdır."
Dini eğitimin önemine dikkat çeken Sancar, Türkiye'nin geçmişte yaşadığı katı laiklik ve pozitivizm uygulamalarının oluşturduğu boşluğun, çocuklarının hem güvenli bir ortamda barınmasını hem de dini eğitim almasını isteyen muhafazakâr aileleri bu tür yapılara yönelmek zorunda bıraktığını ifade etti. FETÖ gibi yapılanmaların da bu sosyolojik ve ekonomik zeminden beslenerek güç kazandığını belirten Sancar, dini eğitimin merdiven altı yapılara bırakılmayacak kadar önemli olduğunu vurguladı. Bu noktada Diyanet İşleri Başkanlığının üstlendiği role dikkat çeken Sancar, kurumun toplum için bir güvence niteliği taşıdığını ve varlığının büyük önem arz ettiğini söyledi.
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü anma programı, konuşmacılara günün anısına takdim edilen teşekkür belgelerinin verilmesi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.



