YÖK’te geleceğin meslekleri ve bilim iletişimi stratejileri ele alındı
Ankara’da düzenlenen Bilim İletişimi Ofisleri ve Kurumsal İletişim Birimleri Bilgilendirme Toplantısı’nda yükseköğretimde bilim iletişiminin yeni aşaması olarak geleceğin mesleklerinin tanıtımı, kariyer farkındalığı ve gençlerin tercih süreçlerinde doğru yönlendirilmesi konuları ele alındı.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkan Vekili Prof. Dr. Naci Gündoğan başkanlığında Ankara’daki YÖK Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen “Geleceğin Meslekleri Buluşması”na YÖK Yürütme Kurulu üyeleri, daire başkanları, üniversitelerin Bilim İletişimi Ofisi ve Kurumsal İletişim birimleri ile sektör temsilcileri katıldı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi’ni (OMÜ) toplantıda Kurumsal İletişim ve Bilim İletişimi Ofisi Koordinatörü Öğr. Gör. Mürsel Kan temsil etti.
Toplantının açılışında konuşan Prof. Dr. Naci Gündoğan, bilim iletişimi faaliyetlerinin artık yalnızca bilimsel bilgiyi toplumla buluşturmanın ötesine geçtiğini belirterek, üniversitelerde üretilen bilginin ortaya çıkardığı mesleklerin, kariyer yollarının ve geleceğin becerilerinin de gençlere anlatılması gerektiğini vurguladı.
Gündoğan, bilim iletişimi ofislerinin yükseköğretim sisteminin topluma açılan en önemli iletişim kanallarından biri hâline geldiğini ifade ederek, “Amacımız sadece bir programı tanıtmak değil; üniversitelerimizde üretilen bilginin hangi mesleklere, hangi becerilere ve hangi toplumsal faydalara dönüştüğünü görünür hâle getirmektir.” dedi.
“Gençler bölüm adından çok kazandırdığı becerileri tanımalı”
Bilim kafeler ve bilim iletişimi faaliyetlerinin akademik bilginin toplumla buluşmasında önemli rol üstlendiğini belirten Gündoğan, bundan sonraki süreçte meslek tanıtımlarının bilim iletişiminin doğal bir uzantısı olarak yürütüleceğini söyledi.
Üniversitelerden beklentilerinin güçlü oldukları alanlarda meslek temelli tanıtım faaliyetleri düzenlemeleri olduğunu kaydeden Gündoğan, akademisyenler, sektör temsilcileri, öğrenciler ve mezunların aynı platformlarda buluşturulmasının önemine dikkat çekti. Böylece gençlerin yalnızca bir bölümün adını değil, o bölümün kazandırdığı becerileri, sunduğu kariyer fırsatlarını ve toplumsal katkılarını da daha yakından tanıyabileceğini ifade etti.
Yükseköğretimde 2030 vizyonunun üç temel ekseni
Konuşmasında YÖK’ün yükseköğretimde 2030 vizyonu kapsamında yürüttüğü çalışmalara da değinen Gündoğan, üç temel dönüşüm alanını öne çıkardı.
Bunlardan ilkinin yükseköğretim programlarının sektör ve teknoloji odaklı yeniden yapılandırılması olduğunu belirten Gündoğan, program içeriklerinin iş gücü piyasası verileri ve uluslararası eğilimler doğrultusunda güncellendiğini söyledi.
İkinci eksenin dijital ve yeşil dönüşüm odaklı yeni programların açılması olduğunu ifade eden Gündoğan; yapay zekâ, siber güvenlik, veri bilimi, ileri imalat teknolojileri, enerji depolama, karbon yönetimi, sürdürülebilir üretim, dijital sağlık ve tarım teknolojileri gibi alanların stratejik öncelik olarak belirlendiğini kaydetti.
Üçüncü eksenin ise mikro yeterlilik ve modüler yetkinlik modeli olduğunu belirten Gündoğan, öğrencilerin yalnızca diploma sahibi olmalarının değil, aynı zamanda doğrulanabilir teknik yeterliliklerle mezun olmalarının hedeflendiğini vurguladı. Bu kapsamda üniversitelerin önümüzdeki dönemden itibaren mikro yeterlilik uygulamalarını hayata geçirebileceğini söyledi.
“Bilim kafeler artık büyük bir iletişim mecrasına dönüştü”
Toplantıda konuşan YÖK Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Çiğdem Savaşçıoğlu ise bilim iletişimi çalışmalarının yeni bir aşamaya geçtiğini belirterek, “Bilim kafeler artık bir proje değil; toplumla bağ kurmada önemli sorumluluk taşıyan güçlü bir iletişim mecrasına dönüştü.” ifadelerini kullandı.
Tercih döneminde yürütülecek çalışmaların yalnızca üniversite tanıtım faaliyetleri olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Savaşçıoğlu, gençlerin aslında bir üniversite değil, nasıl bir gelecek yaşayacaklarına karar verdiklerini söyledi.
Geleceğin mesleklerinin gençlere kaygı ve belirsizlik üzerinden değil, fırsat perspektifiyle anlatılması gerektiğini belirten Savaşçıoğlu, üniversitelerin ve YÖK’ün bu süreçte gençlerin en önemli rehberleri arasında yer aldığını ifade etti.
Dört kanallı iletişim modeli uygulanacak
Savaşçıoğlu, geleceğin mesleklerinin tanıtımı için medya, sosyal medya, bilim kafeler ve tercih dönemi etkinliklerinden oluşan dört temel iletişim kanalının kullanılacağını açıkladı.
Bu kapsamda üniversitelerin başarı hikâyelerinin ulusal ve yerel medyada daha görünür hâle getirileceğini, video ağırlıklı içeriklerin sosyal medya platformlarında paylaşılacağını ve bilim kafeler aracılığıyla öğrenciler ile ailelerle doğrudan temas kurulacağını belirtti.
Bilim kafelerde akademisyenlerin, sektör temsilcilerinin ve öğrenciler ya da mezunların aynı etkinlikte yer almasının etkili sonuçlar vereceğini ifade eden Savaşçıoğlu, “Bir öğrencinin anlattığı gerçek deneyim bazen onlarca slayttan çok daha etkili olabiliyor.” dedi.
Yapay zekâdan uzay turizmine kadar yeni meslekler gündemde
Toplantıda gelecekte öne çıkması beklenen meslek alanlarına ilişkin örnekler de paylaşıldı. Robot hakları uzmanlığı, yapay zekâ psikologluğu, veri dedektifliği, algoritma şeffaflığı uzmanlığı, insan-yapay zekâ ilişkileri danışmanlığı ve uzay turizmi gibi alanların yakın gelecekte önem kazanabilecek meslekler arasında yer aldığı belirtildi.
Katılımcılara, gençlere yalnızca bölüm isimlerinin değil, dönüşen iş dünyasının ihtiyaç duyduğu becerilerin ve yeni kariyer alanlarının da anlatılması gerektiği aktarıldı.
OMÜ ve YÖK arasında "Bilim İletişimi" konusunda iş birliği görüşmesi
Toplantının ardından OMÜ Bilim İletişimi Ofisi Koordinatörü Öğr. Gör. Mürsel Kan, YÖK Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Çiğdem Savaşçıoğlu ile bir araya geldi. Görüşmede bugüne kadar yürütülen bilim iletişimi faaliyetleri değerlendirilirken, önümüzdeki dönemde gerçekleştirilebilecek ortak çalışmalar ve iş birliği imkânları konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.
Toplantıda ortaya konulan hedefler doğrultusunda üniversitelerin bilim iletişimi ve kurumsal iletişim birimlerinin, geleceğin mesleklerinin tanıtılması ve gençlerin kariyer planlamalarının desteklenmesi amacıyla daha etkin rol üstlenmesi bekleniyor.



