YÖK Genel Sekreteri Batıkan Aksoy “Kendi kültürüne sahip çıkamayan toplumların başka kültürlerin etkisi altında savrulması kaçınılmazdır”
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Genel Sekreteri Batıkan Aksoy, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından düzenlenen İhtisas Akademi’26 Samsun Programında Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öğrencileriyle bir araya geldi.
Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa; Rektör Prof. Dr. Fatma Aydın, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Çetin Kurnaz, Prof. Dr. Ayşe Pınar Sumer, AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse, TÜGVA Üniversitelerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Karagüzel, TÜGVA Samsun İl Temsilcisi Doç. Dr. Serhat Erail, protokol üyeleri, dekanlar, dekan yardımcıları ve çok sayıda öğrenci iştirak etti.
Fatma Aydın “Kültürel iktidar, geçmişle gelecek arasında güçlü bir bağ kurabilmektir"
Programın açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Fatma Aydın, “Kültürel İktidar” konulu konferans vesilesiyle bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaşmak üzere üniversitemizi teşrif eden Yükseköğretim Kurulu Genel Sekreteri Sayın Batıkan Aksoy’u ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz” dedi. Medeniyet birikimini koruyarak geleceğe taşıyabilen toplumların küresel ölçekte güçlü bir konum elde edebileceğini ifade eden Rektör Fatma Aydın, “Yaşadığımız çağda sadece siyasi ve ekonomik dengeler değil toplumların düşünme biçimleri, değer dünyaları ve medeniyet tasavvurları da büyük bir dönüşüm geçirmektedir. Küreselleşmenin etkisiyle kültür artık milletlerin kimliğini koruyan bir unsur olmanın ötesinde yön veren, şekillendiren ve etki alanı oluşturan stratejik bir güç haline gelmiştir. Bu dönüşüm, kültürel diplomasiyi uluslararası ilişkilerin merkezine taşımış askeri ve ekonomik gücün yanında dili, sanatı, medyası, eğitimi ve fikir üretme kapasitesiyle öne çıkan toplumları belirleyici konuma yükseltmiştir. Diplomatik alanda yumuşak güç üzerinden elde edilen kazanımlar, devletleri bu konuda daha kapsamlı yaklaşımlar üretmeye sevk etmektedir. Ülkelerin sahip oldukları kültürel zenginliğin günümüzdeki izdüşümleri, dış politikanın koordinatlarını belirlemek suretiyle yumuşak gücün önünü açmaktadır. Miras aldıkları kültürel bakiyeye sırt çeviren ülkelerin geleceğin dünyasında kendilerine anlamlı bir yer bulmaları günden güne zorlaşmaktadır. Buradan bakıldığında kültürel iktidar meselesi, bir medeniyetin kendi hikayesini kurabilme ve insanlığa kendi değerleri üzerinden söz söyleyebilme kaygısıdır.” İfadelerini kullandı.
“Milli ve manevi değerlerini evrensel bilgiyle buluşturabilen kültürel özgüveni yüksek bireyler yetiştirmeliyiz”
OMÜ’nün milli ve manevi değerlerini evrensel bilgiyle buluşturabilen, kültürel özgüveni yüksek bireyler yetiştirmenin temel hedeflerinden biri olduğunu belirten Rektör Aydın, “Dijitalleşmenin hız kazandığı çağımızda kültürel üretim sinemadan edebiyata, akademiden sosyal medyaya dek geniş bir sahada etkisini göstermektedir. Dolayısıyla kültürel bağımsızlığın korunması yerli düşüncenin, özgün sanat anlayışının ve nitelikli akademik üretimin desteklenmesiyle mümkündür. OMÜ olarak bizler de milli ve manevi değerlerini evrensel bilgiyle buluşturabilen, düşünen, üreten ve kültürel özgüveni yüksek bireyler yetiştirmeyi ve lider ülke Türkiye hedefi doğrultusunda çaba sarf etmeyi milli bir vazife şeklinde görmekteyiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın işaret buyurduğu üzere günümüzün ihtiyaçlarıyla yeniden yorumlayarak kültürümüzü ihya etmek, ayağa kaldırmak, geleceğe taşımak bizlere yüklenmiş en önemli sorumluluklardandır." şeklinde konuştu.
YÖK Genel Sekreteri Aksoy, “Kültürel İktidar” üzerine konuştu
Programın ana konuşmacısı YÖK Genel Sekreteri Batıkan Aksoy ise “Kültürel İktidar” başlıklı sunumunda küresel ölçekte yaşanan siyasi, ekonomik ve teknolojik dönüşümlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gençlerin değişen dünya düzenini doğru analiz edebilmesinin önemine değinen Aksoy, yükseköğretim kurumlarının bu süreçte üstlendiği role dikkat çekti.
Konuşmasına başarılı insan imgeleri üzerinden başlayan Aksoy, iletişim araçlarının son derece yaygınlaştığı bir çağda yaşandığını belirterek, kültürel iktidar açısından hikâyenin kim tarafından ve hangi toplumsal kesimlerle birlikte anlatıldığının önemli olduğunu ifade etti. Geçmişte olimpiyatların iki büyük güç bloğuna bağlı ülkelerin rekabet alanı olarak görüldüğünü hatırlatan Aksoy, kültürel anlatıların toplumların yönelimleri üzerindeki etkisine dikkat çekti.
“Kültürel iktidar, rıza ve hegemonya kavramlarıyla birlikte düşünülmeli”
Antonio Gramsci’nin hegemonya yaklaşımına değinen Aksoy, iktidarın yalnızca baskı araçlarıyla sürdürülebilecek bir yapı olmadığını belirtti. Gramsci’nin bu noktada “rıza” kavramını öne çıkardığını ifade eden Aksoy, egemen değer yargılarının toplumun ortak değerleri gibi kodlanmasıyla kültürel iktidarın güç kazandığını söyledi. Bu sürecin sivil toplum ve politik toplum aracılığıyla şekillendiğini dile getiren Aksoy, kültürün toplum ve devlet ilişkisi içerisinde önemli bir belirleyici alan olduğunu kaydetti.
Erken Cumhuriyet döneminin kültürel iktidar anlayışına da değinen Aksoy, Şerif Mardin’in iktidar ve kültür ilişkisine dair düşüncelerini öğrencilerle paylaştı. Toplumların dünyaya kapalı olmadan kendi tarihleriyle barışık olması gerektiğini vurgulayan Aksoy, özgüvenin kendi değerlerini bilmekle birlikte başka kültürlere kapalı olmamayı da içerdiğini ifade etti.
“Kültür her gün yeniden üretilen bir emektir”
Kültürün her gün yeniden üretilen bir emek alanı olduğunu belirten Aksoy, yalnızca geçmişle övünmenin yeterli olmadığını, bunun bugünün üretimine dönüştüğünde kalıcı bir anlam kazanacağını söyledi. Büyük düşünce akımlarının, sanat hareketlerinin ve teknolojik gelişmelerin takip edilmesi gerektiğini dile getiren Aksoy, bu gelişmelerin taklitçi bir anlayışla değil, derinlikli ve eleştirel biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kendi köklerine sahip çıkamayan toplumların başka kültürlerin etkisi altında savrulmasının kaçınılmaz olduğunu belirten Aksoy, kültürel iktidarın geçmişle gelecek arasında güçlü bağ kurabilen, kendi medeniyet birikimini çağın imkânlarıyla yeniden yorumlayabilen toplumların inşa edebileceği bir ufuk olduğunu kaydetti.
Aksoy, konuşmasının ardından öğrencilerden gelen soruları yanıtladı.
İsmail Hakkı Karagüzel “İhtisas Akademi projesine şu ana kadar 35 bin üniversite öğrencisi başvuruda bulundu”
Programın başında söz alan TÜGVA Üniversitelerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Karagüzel gençlerin bilgi, bilinç ve vizyon sahibi bireyler olarak yetişmesinin Türkiye’nin geleceği açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Genel Başkan Yardımcısı Karagüzel, “TÜGVA olarak çalışmalarımızı 81 ilde ve 205 üniversitede sürdürüyoruz. İhtisas Akademi kapsamında ise bugün itibarıyla 72 üniversiteyle protokol sürecimizi yürütüyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında faaliyetlerimizi sürdürürken, gençliğe dair iyiye, güzele ve nitelikli olana katkı sunacak her çalışmayı sahiplenmeye gayret ediyoruz. Bu anlayış doğrultusunda yürüttüğümüz İhtisas Akademi projesine şu ana kadar 35 bin üniversite öğrencisi başvuruda bulundu. Burada yalnızca bir salon programı gerçekleştirmeyi hedeflemiyoruz. Bizler, gençlerin sadece dinleyen değil; düşünen, sorgulayan, üreten ve yazan bireyler olarak sürece dâhil olduğu çok yönlü bir akademi ortamı inşa etmeye çalışıyoruz.” dedi.
Serhat Erail “TÜGVA ailesi olarak gençliğe yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz”
TÜGVA Samsun İl Temsilcisi Doç. Dr. Serhat Erail ise “TÜGVA olarak 81 il ve 605 ilçede gençliğe yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ortaokuldan liseye, üniversiteden kadın ve aile çalışmalarına, çalışan gençlikten TÜGVA Teknoloji destek ekiplerine kadar birçok alanda gençlerle birlikte faaliyet yürütüyoruz. Hünerhane ve İcathane çalışmalarımızda da bu anlayışla hareket ederek hizmet üretmeye devam ediyoruz.” şeklinde konuşan Erail, programın hazırlanmasında emeği geçen tüm çalışanlara teşekkür ederek cümlesini noktaladı.
Program sonunda hediye takdimi gerçekleştirildi. Program, protokol üyeleri ve katılımcıların yer aldığı hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.



