OMÜ’de “Bağımlılıkla Mücadelede Aile ve Gençlik Sempozyumu” düzenlendi | OMÜ | Ondokuz Mayıs Üniversitesi
OMÜ’de “Bağımlılıkla Mücadelede Aile ve Gençlik Sempozyumu” düzenlendi
can.topaloglu 29 Aralık 2025, Pazartesi - 17:05 Güncelleme: 30 Aralık 2025, Salı - 14:30
Dinlemek için tıklayınızDİNLE

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde “Bağımlılıkla Mücadelede Aile ve Gençlik Sempozyumu” gerçekleştirildi. Aile ve gençlik odağında bağımlılıkla mücadele konusunun çok yönlü ele alındığı sempozyum, protokol üyeleri, akademisyenler, üniversite ve lise öğrencileri ile vatandaşların katılımıyla yapıldı.

OMÜ Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezinin Samsun Valiliği, Samsun Büyükşehir Belediyesi ve Canik Belediyesi iş birliği ile gerçekleştirilen sempozyuma; OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, Vali Yardımcısı Mustafa Yıldız, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten, OMÜ Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Alaattin Altın,  kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Rektör Prof. Dr. Fatma Aydın "Bağımlılık, insanın ömrünü heba etme riski taşıyan ciddi bir tuzaktır"

Programın açılışında konuşan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, şu değerlendirmelerde bulundu: “Ondokuz Mayıs Üniversitesi ev sahipliğinde, ülkemizin önde gelen paydaşlarını bir araya getiren Bağımlılıkla Mücadelede Aile ve Gençlik Sempozyumu vesilesiyle sizleri saygıyla selamlıyorum. Günümüzde teknoloji, insanlığa maddi anlamda önemli kazanımlar sağlasa da bireyin ruh dünyasında dikkat çekici değişimlere yol açmaktadır. Toplumsal yaşamın dinginliğini sarsan bu hızlı dönüşüm, fertlerde zaman zaman savrulmalara neden olabilmektedir. Değişen dünyaya ayak uydurmaya çalışan birey, hayatını doğru bir istikamete konumlandıramadığında, benliği çeşitli arayışların cazibesine kapılabilmektedir.

Bu süreçte birey, tutunacak bir dal ya da avunacak bir vesile olarak gördüğü pek çok çeldiricinin doğal çekim alanına girebilmektedir. Özellikle gençlik dönemi, kısa süreli hazların istismarına açık bir dönem olup, bu durum bireyin hayatının ilerleyen safhalarını da derinden etkileyebilmektedir. Başlangıçta masum gibi görünen küçük deneyimler, zamanla çığ etkisi oluşturarak insanı karanlık ve çıkmaz bir girdabın içine sürükleyebilmektedir. Deneyimlerin alışkanlığa, alışkanlıkların bağımlılığa dönüşmesiyle birlikte insanın özü ile bedeni arasındaki uçurum her geçen gün daha da derinleşmektedir. Bu nedenle her türlü bağımlılık, yalnızca bedeni değil, ruhu da esir alan; insanın ömrünü heba etme riski taşıyan ciddi bir tuzak olarak karşımıza çıkmaktadır.

"Yaşadığımız çağda karşı karşıya bulunduğu en büyük tehlikelerden biri madde bağımlılığıdır"

Hiç kuşkusuz yaşadığımız çağda nesillerimizin karşı karşıya bulunduğu en büyük tehlikelerden biri madde bağımlılığıdır. İstatistikler ve saha araştırmaları, madde bağımlılığının özellikle gençlerimiz arasında giderek yaygınlaştığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu ciddi tehdit karşısında sahip olduğumuz en stratejik ve en güçlü kale ise hiç şüphesiz aile kurumudur. Zira bağımlılıkla mücadele yalnızca bir güvenlik ya da sağlık meselesi değil; özünde bir eğitim, bir aidiyet ve bir değer aktarımı sürecidir. Sevgiyle, şefkatle ve farkındalıkla güçlendirilmiş bir aile yapısı, gençlerimiz için her türlü bağımlılığa karşı en sağlam ve en aşılmaz kalkandır.

"Bağımlılık olgusu, toplumsal bir sorun olarak görülmelidir"

Milletimizin yarınlarını tehdit eden bağımlılık olgusu, artık yalnızca şikâyet edilen bir mesele olmaktan çıkarılmalı; ciddiyet ve kararlılıkla ele alınması gereken toplumsal bir sorun olarak görülmelidir. Sorunu yalnızca sonuçları üzerinden değerlendirmek, bizi kalıcı çözümlere ulaştırmayacaktır. Elbette hukuki ve güvenlik boyutundaki tedbirler önemlidir; ancak bağımlılığın nedenleri ortadan kaldırılmadıkça, alınacak önlemler sınırlı kalacaktır. Bu nedenle gençlerimizi bağımlılığa sürükleyen tüm bileşenlerin kaynağında tespit edilerek ortadan kaldırılması büyük önem taşımaktadır.

"Bağımlılıkla mücadelede bilimsel veriye dayalı yaklaşımlar, güçlü kurumsal iş birlikleriyle desteklenmeli"

Bugün burada yalnızca akademik bir etkinlik vesilesiyle toplanmış değiliz. Ortak hassasiyetlerimizi paylaşmak, millet varlığımızı sinsice kemiren tehditlere karşı birlikte çözüm üretme irademizi ortaya koymak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bağımlılık, bireyi aşan; çok yönlü bir halk sağlığı sorunudur. Psikolojik, sosyolojik ve çevresel boyutlarının yanı sıra ekonomi ve güvenlik gibi alanlarda da ciddi yansımaları bulunmaktadır. Bu nedenle bağımlılıkla mücadelede bilimsel veriye dayalı yaklaşımların, güçlü kurumsal iş birlikleriyle desteklenmesi bir tercih değil, kaçınılmaz bir zorunluluk hâline gelmiştir.

"Sempozyumun kurumlar arası iş birliğini daha da güçlendirmesini temenni ediyorum"

Ondokuz Mayıs Üniversitesi olarak; başta Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezimiz olmak üzere, tüm birimlerimiz aracılığıyla bu alanda aktif bir sorumluluk üstlenmekteyiz. Süreci yalnızca tedavi odaklı değil; koruyucu, önleyici ve rehabilite edici boyutlarıyla bütüncül bir anlayışla ele alıyoruz. Üniversitemiz bünyesinde değerli akademisyenlerimizin katkılarıyla yürütülen çok sayıda saha araştırması sayesinde elde edilen bilimsel veriler, somut ve uygulanabilir çözüm önerilerine dönüştürülmektedir. Devletimizin tüm kurumlarının ortak bir hedef doğrultusunda el ele verdiğinde aşamayacağı hiçbir engel olmadığına yürekten inanıyoruz. Bu sempozyumun, kurumlar arası iş birliğini daha da güçlendirmesini temenni ediyorum. Bu anlamlı organizasyonun hayata geçirilmesinde emeği bulunan tüm paydaş kurumlarımıza ve değerli çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyor; Bağımlılıkla Mücadelede Aile ve Gençlik Sempozyumu’nun ülkemiz ve geleceğimiz adına hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

Sempozyum Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Altın“Bağımlılıkla mücadele, bir bağımsızlık mücadelesidir”

OMÜ Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Sempozyum Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Alaattin Altın, Bağımlılıkla Mücadelede Aile ve Gençlik Sempozyumu’nun toplumun en küçük ve güçlü birimi aile ile en dinamik gücü gençliği odağına aldığını belirti. 

Dr. Alaattin Altın, Cumhuriyetin ikinci yüzyılına adım atılırken 2025’in “Aile Yılı” olarak ilan edildiğini hatırlattı. Bu yılın sadece bir takvim yılı olmadığını vurgulayan Altın, “Bu, aile bağlarımızı dijitalleşmenin ve modern hayatın getirdiği yalnızlaşmaya karşı koruma, onarma ve güçlendirme yılıdır” ifadelerini kullandı. Sevgi, güven ve açık iletişimin olduğu bir aile ortamının her türlü bağımlılığa karşı en büyük kalkan olduğunu belirten Altın, 2025’te aileyi kaleye dönüştürerek gençlerin bu güvenli limanda sapasağlam durmalarını hedeflediklerini söyledi.

Alaattin Altın, önümüzdeki 2026 yılının ise “Bağımsızlık Yılı” vizyonlarının zirve noktası olacağını açıkladı. Bu vizyonun, gençlerin tütün, alkol, madde ve teknoloji bağımlılığı gibi tehditlerden kurtulması; zihinlerini ve iradelerini hiçbir yapay güce teslim etmemesi olduğunu dile getirdi. Altın, “Bizim için tam bağımsızlık; sadece sınırlarımızın korunması değil, aynı zamanda her bir gencimizin maddeden, alkolden, tütünden ve dijital dünyanın esaretinden özgürleşmesidir” diye konuştu.

Sempozyumun meşalenin yakıldığı, istiklal ateşinin ilk kıvılcımının alındığı Samsun’da yapılmasının anlamına da değinen Merkez Müdürü, şunları kaydetti: “19 Mayıs 1919’da atılan ilk adım, bir milletin topyekûn ayağa kalkışının simgesidir. Şunu çok iyi biliyoruz ki: Bağımlılıkla mücadele etmek, aynı zamanda bir ülkenin bağımsızlık mücadelesidir.” 2026’ya 1919 ruhuyla yürüyeceklerini ifade eden Altın, bağımlılıklarından arınmış, zihni hür, vicdanı hür ve tam bağımsız bir nesil inşa etmeyi hedeflediklerini vurguladı.

“Siz özgür oldukça, bu ülke daha güçlü olacak”

Dr. Alaattin Altın, konuşmasını gençlere seslenerek tamamladı. Samsun’un sokaklarında yürüyen gençlerin sadece öğrenci değil, aynı zamanda bir bağımsızlık mirasının taşıyıcıları olduğunu söyledi. Gençlere “İçinizdeki o cevheri bağımlılıkla köreltmeyin” çağrısı yapan Altın, sözlerini şu cümleyle bitirdi: “Siz özgür oldukça, bu ülke daha güçlü ve daha bağımsız olacaktır.”

Program konferans ve panellerle devam etti

Program, açılış konuşmalarının ardından alanında uzman isimlerin katıldığı konferans ve panellerle devam etti. Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “21. Yüzyılda Bağımlılık” başlıklı konferansı verirken; sempozyuma çevrim içi katılan Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise “Bağımlılıkla Mücadelede Aile ve Gençlerin Rolü” konulu sunumunda aile yapısının ve gençlerin bilinçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Prof. Dr. Uzbay “İsterse bırakır” anlayışı sorunu derinleştiriyor

Bağımlılığın yalnızca ahlaki bir sorun olarak ele alınmasının yanlış olduğunu vurgulayan Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı  Prof. Dr. Uzbay, “Bağımlıya ‘isterse bırakır’ demek, sorunu görmezden gelmektir. Bu yaklaşım çözüm üretmez, sorunu derinleştirir” dedi. Uzbay, bağımlılığın bir beyin hastalığı olduğunu belirterek, çözümün cezalandırma değil, tedavi ve rehabilitasyon olduğunun altını çizdi.

Dijital çağın tehlikesi “Beyin obezitesi”

Dijitalleşmenin kontrolsüz kullanımına dikkat çeken Uzbay, bunun bilişsel işlevleri zayıflattığını ve ortalama zekâ düzeylerinde düşüşe işaret ettiğini söyledi. “Buna beyin çürümesi değil, beyin obezitesi demek daha doğru” diyen Uzbay, özellikle gençlerde okuma, yazma ve muhakeme becerilerinin gerilediğini ifade etti.

Bağımlılıkla mücadelede en güçlü savunma  aile ve eğitim

Bağımlılıkla mücadelede en etkili iki unsurun aile ve eğitim olduğunu belirten Prof. Dr. Uzbay, ailelerin özellikle dijital bağımlılıklar konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. İlkokul çağındaki çocukların denetimsiz dijital erişiminin ciddi riskler taşıdığını kaydetti.

Bağımlılıkla mücadele konusunda çok ciddi çalışmaların yürütüldüğünü belirten Prof. Dr. Uzbay, sorunun çok hızlı büyüdüğüne dikkat çekerek, çeşitli güçler tarafından Türkiye’nin artık hedef ülke konumuna getirildiğine vurgu yaptı. Konuşmasının sonunda bağımlılıkla mücadelenin siyaset üstü bir devlet politikası haline gelmesi gerektiğini vurgulayan Uzbay, kapsamlı bir ruh sağlığı yasası, rehabilitasyon merkezleri, spor ve okuma alışkanlığını teşvik eden politikaların önemine dikkat çekti.

Gençlere seslenen Uzbay, “Bilinçli olmak, hayır diyebilmek ve empati kurmak bireyin kendini korumasındaki en güçlü araçlardır” ifadelerini kullandı.

Panellerde ise kamu alanında bağımlılıkla mücadelede aile ve gençler odaklı çalışmalar tartışıldı

Doç. Dr. Kemal Özcan'ın moderatörlüğünü üstlendiği "Kamu Alanında Bağımlılıkla Mücadelede Aile Odaklı Çalışmalar" adlı birinci panel ve Dr. Öğr. Üyesi Alaattin Altın'ın moderatörlüğünü üstlendiği "Kamu Alanında Bağımlılıkla Mücadelede Gençlik Odaklı Çalışmalar" başlıklı ikinci panel gerçekleştirildi.

Düzenlenen panellerde, kamu alanında bağımlılıkla mücadelede aile ve gençlik odaklı çalışmalar değerlendirildi. Kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarından temsilcilerin katkı sunduğu panellerde, sahadaki uygulamalar, önleyici politikalar ve kurumlar arası iş birliği konuları ele alındı. Ayrıca programda bilgi yarışması ve ödül takdimi de gerçekleştirildi.

Bağımlılıkla mücadelenin yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluk olduğuna vurgu yapılan sempozyumda; aile, eğitim, kamu kurumları ve sivil toplumun eş güdüm içinde çalışmasının önemi öne çıkarıldı. Etkinlik, katılımcıların değerlendirmeleri ve teşekkürlerle sona erdi.

Program gençlere spora teşvik etmek amacıyla Canik Belediyesinin sağladığı 5 adet bisikletin yanı sıra çeşitli hediyelerin kurayla dağıtılmasıyla sona erdi.

Program öncesi Rektör Aydın, protokol üyeleriyle birlikte Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezini ziyaret ederek incelemelerde bulundu.