MENU

Türk Dünyasının Ortak Acısı: Hocalı Katliamı

26 Şubat 2020, Çarşamba - 21:40

HABER: Sinan Akdoğan

Paylaş

Azerbaycan ve Ermenistan arasında yaşanan Karabağ Savaşı sırasında, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında 26 Şubat 1992’de Ermeni güçlerin katlettiği 613 Azerbaycan Türkü, ülkemizde olduğu gibi Ondokuz Mayıs Üniversitesinde (OMÜ) de yapılan programla anıldı.

Anma programı, Hocalı’da mezalime uğrayarak hunharca katledilen Azerbaycan Türklerinin hatırasını yaşatmak, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçen bu katliamı belleklerde diri tutmak için geçtiğimiz yıl Üniversite tarafından yaptırılan Hocalı Şehitleri Anıtı’nda düzenlendi.

OMÜ Uluslararası İlişkiler Birimi ve Uluslararası Öğrenci Ofisi’nin organizasyonuyla Kurupelit Kampüsü’nde gerçekleşen programa; Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Serkan Şen ile Fizik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Çağatay Tufan, Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Azer Kasımzade, akademisyenler, Uluslararası İlişkiler Biriminden Öğr. Gör. İsmail Hodziç ile Uluslararası Öğrenci Ofisi Sorumlusu Ahu Gürbüz, Azerbaycanlı ve Türk öğrenciler katıldı.

“Türkleri sözde soykırımla suçlayanlar, önce kendi kanlı tarihlerine bakmalı”

İstiklal Marşı ve Azerbaycan Millî Marşı’nın söylenmesinin ardından İlahiyat Fakültesi öğrencisi Resul İyison’un Kur’an tilavetiyle devam eden anma programında ilk olarak söz alan OMÜ Azerbaycan Ülke Temsilcisi Baba Osmanov, Ermeni güçler tarafından planlanan dehşet verici katliam karşısında söylenecek sözün bittiğini belirterek “Geçmişte soydaşlarımızı arkadan vuran, Türklere karşı nefret duygularını besleyerek sözde soykırım iddialarıyla dünyayı aldatmaya çalışanların marifeti, Hocalı’nın kanlı kanadında saklıdır. Hocalı kasabasında, eski Sovyet kuvvetlerinin desteğini de alan Ermeni silahlı güçleri, resmî kayıtlara göre 613 masum soydaşımızı vahşice katletti ancak bu alçakça saldırıda kayıp ve yaralıların yanında, hayatını kaybeden soydaşlarımızın sayısının, resmî rakamların kat kat üstünde olduğu bilinmektedir. Bizi tarihimiz boyunca soykırım yapmakla suçlayanlar, öncelikle kendi kanlı tarihlerine ve o tarihlerin kanlı sayfalarına bakmalı. Azerbaycan’ın kurucusu Mehmed Emin Resulzade’nin dediği gibi: ‘Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez.’ Bizler eminiz ki bu şanlı bayrak Karabağ Hocalı’da dalgalanacak. Hocalı’da kaybettiğimiz insanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, son zamanlarda Türkiye’de baş veren olaylarda hayatını yitiren soydaşlarımızı da rahmetle anıyorum.” dedi.

Prof. Dr. Serkan Şen “Türkün kara gününü anmak için buradayız”

Ardından duygu ve düşüncelerini dile getiren Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Serkan Şen de “Kardeşlerimiz adına Türkün bu kara gününü anmak üzere toplanmış bulunmaktayız. Ermeni güçlerin tarihî hınçlarını almak için her vesileyi değerlendirdiğine şahit olduk. Sonradan Ermenistan başkanlığı yapacak Serj Sarkisyan’ın şöyle bir sözü vardı: ‘Türkler ve Azerbaycanlılar, bizim şaka yaptığımızı zannediyorlardı; bizim ciddi olduğumuzu anlamaları için böyle bir katliamı gerçekleştirdik.’ Yüzlerce insanımız, kadın, kız, çocuk, yaşlı denilmeden bundan 28 yıl evvel Hocalı’da bir gecede katledildi ve yüzlerce kaybımız var. İnsanın içinde ne varsa dışına o yansır. Türk atanın soyundan geliyorsanız, hasımlarınızın size yapacağı kalleşlikler tükenmez. 28 yıl önce yaşananlar, insanlık suçunu aşan bir boyut kazanmıştı. Bir gün elbet Karabağ; ezanların okunduğu, Türkün töresinin hâkim olduğu bir vatan toprağı hâline gelecektir. Bunu gerçekleştirecek olanlar sizlersiniz. Bizler Aziz Sancar gibi bilim insanlarını yetiştirdikçe, Mübariz gibi yiğitler çıkardıkça gücümüze güç katacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

“Katliamcılar, Hocalı’da insanın nasıl bir mahlukat hâline gelebileceğini göstermişlerdir”

Böyle katliamlara maruz kalmamak için Türk milletinin dikkatli ve uyanık olması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Şen, devamında şöyle konuştu: “Türklüğün kara günleri eksik olmuyor, bu kara günlere nihayet vermek için bilincimizi ve tarih şuurumuzu diri tutacağız, şehitlerimizi unutmayacağız, fedakârlığı yaşayacağız. Hocalı’da soykırım yapanlardan gün gelir, hesap sorulur. Toplumlar izanla hareket etmelidir, Ermeniler Türkleri soykırımla itham ediyor, soykırımdan bahsedecek olanlar, Hocalı’ya bakacak. Orada yaptıkları tek tek kayıt altına alındı, insanlarımıza reva görülenler tevatür değil, video kayıtları ve fotoğraflarla katliamcılar, nasıl insanlık sınırlarını zorladıklarını, insanın nasıl bir mahlukat hâline gelebileceğini göstermişlerdir. Hocalı ile hissiyatımızı her zaman hafızamızda diri tutacağız. Geleceğe bilimle yürüyeceğiz, muhannete (namert) muhtaç olmayacağız, bir olacağız, diri olacağız ve birliğimizi daim kılacağız. Gördüğünüz şu bayrakların gölgesinde her zaman bir arada olacağız. Hocalı’da katledilen mazlum-mağdur insanlarımıza ve tüm şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

Öğr. Gör. İsmail Hodziç “Hocalı’yı anmak, vicdani bir sorumluluktur”

Kürsüye davet edilen Uluslararası İlişkiler Biriminden Öğr. Gör. İsmail Hodziç ise anma programına katılanların aynı duygu, amaç ve niyetle bir araya geldiğini söyleyerek Hocalı’da yaşanan acıyı paylaşmanın vicdani bir sorumluluk olduğunu kaydetti. Hocalı’daki katliamın sadece Azerbaycanlı Türkleri hedef almadığını belirten Hodziç “Bu katliam, ben insanım diyen herkesi derinden yaralamıştır. 26 Şubat 1992, sadece 613 masum insanın katledildiği bir tarih değildir, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, NATO ve diğer uluslararası kuruluşların bu çığlığa maalesef sessiz kaldığı bir gündür. Hocalı, bu kuruluşların Müslümanlara karşı uyguladıkları çifte standardı gözler önüne sermektedir. Eğer bu çifte standart olmasaydı, Bosna ve Orta Doğu’daki katliamlar devam etmezdi.” şeklinde konuştu.

“İntikam değil, adalet peşinde koşacağız”  

Konuşmasında, Hocalı ve diğer katliamların, insanlığın kolektif hafızasında daima yer alması gerektiğine dikkat çeken Öğr. Gör. Hodziç “Çünkü bu katliamlar unutuldukça, gelecekte tekrar ortaya çıkıyor; bu vahşete Hocalı’da, Bosna’da, Orta Doğu ve dünyanın farklı coğrafyalarında tanık olduk. Bu acı olayları sürekli canlı tutmak ve gelecek nesillere aktarmakla yükümlüyüz. İntikam değil, adalet peşinde koşacağız zira bizi onlardan ayıran temel nokta budur. Dolayısıyla milletimizi ve ümmetimizi bu hususta bilinçlendireceğiz. İntikam peşinde olursak onlardan hiçbir farkımız kalmaz. Hepinize katılımınızdan ötürü teşekkür ederim. Kaybettiğimiz insanlarımızı saygı, sevgi ve rahmetle anıyorum.” sözlerine yer verdi.

Konuşmaların sonrasında da Azerbaycanlı öğrenci Ferit Aliyev, “Ayağa Kalk Azerbaycan” ve “Selam Muallim” şiirlerini okurken, yine öğrencilerden Şükrü Gökgöz, mini müzik dinletisiyle katılımcılara duygusal anlar yaşattı.

Son Güncelleme: 25 Mart 2020, Çarşamba - 15:19

X
E-Posta Giriş Türünüzü Seçiniz