İÇİNDEKİLER

27 Yaşındayız
11 Eylül'ün Düşündürdükleri
Örgütsel İletişim
5. Türkiye Kuş Konferansının Ardından
Diyabet Hastalıkları Ve Beslenme
Ebelik Ve Profesyonellik
Diş hekimliğinde Enfeksiyon Kontrolü
Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme Yaklaşımları
Toplumsal Duyarlılık
OMÜ Eğitim Gönüllüleri Kulübü
Küçük Rektörümüz Görevde
Anaokuluna Kuş Yuvası
Öğrencilerden Müzik Ziyafeti
Bach'tan Mozart'a
Beyazlar Kirlenmesin
Ve Perde!
Cezmi Ersöz
İkinci İnönü Muharebesi ve Sonuçları
Merkez Anadolu Lisesi Üniversitemizdeydi
Lösemili Çocukların Resim Sergisi
Atamalar


27 YAŞINDAYIZ

Üniversitemizin 27. Kuruluş yıl dönümü dolayısıyla, 1 Nisan 2002 Pazartesi günü, Kurupelit Yerleşkesi Atatürk Anıtında bir tören düzenlendi.





Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan törenin ardından, Rektör Prof. Dr. R. Ferit Bernay Atatürk Anıtına çelenk sundu.

Törene, rektör yardımcıları, fakülte dekanları ve öğretim üyeleri katıldı.

1975 yılında "İlk Adım Şehri" Samsun'da kurulan üniversitemiz her geçen gün gelişiyor ve büyüyor.

Şehir merkezinden 18 km. uzaklıkta, Samsun-Bafra karayolu üzerinde yeşille mavinin birleştiği alanda 6000 dönüm arazi üzerinde kurulmuş olan OMÜ'de, halen 16 fakülte, 15 meslek yüksekokulu, 5 yüksekokul, 5 enstitü ve 1 konservatuar bulunuyor.

Üniversitemiz, Samsun, Amasya, Ordu, Sinop illeri ile Bafra, Kavak, Havza, Merzifon ve Boyabat ilçelerindeki yerleşkelerde hemen hemen tamamı üniversitemize ait binalarda eğitim-öğretime devam ediyor.

2001-2002 Eğitim-Öğretim yılında öğrenci sayımızın 25837' ye ulaştığı üniversitemizde fiziki kapasitenin yanı sıra öğretim üyesi ve elemanı sayısı da hızla artmaktadır.

11 EYLÜL'ÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Emekli Tümgeneral Osman ÖZBEK, Atatürkçü Düşünce Kulübü'nün konuğu olarak Üniversitemiz Kongre Kültür Merkezi'nde "11 Eylül'ün Düşündürdükleri" konulu bir konferans verdi.

Osman Özbek, Cumhuriyet Kitapları tarafından yayımlanmış olan "11 Eylül 2001'in Düşündürdükleri" adlı kitabının özeti şeklinde olan konuşmasına Afganistan'ın geçmişini anlatarak başladı. "Feodal yapıyı yıkarak henüz ulus devlet olamamış Afganistan'da, yönetime her zaman aşiret reisleri ile ulema denilen mollalar egemen olmuşlardır. Kral Emanullah Han, 1923' ten sonra birçok kez ülkemizi ziyaret etmiş, Atatürk'e ve Devrimlerine hayran kalmıştır. Bu duygularla aynı devrimleri ülkesinde yapmak istemiş, fakat aşiret reisi-molla gerici ittifakı karşısında başaramamış, tahtından çekilmek zorunda kalmıştır" dedi.


"11 Eylül'den sonra halkı müslüman olan tek laik ülke olarak gerek içeride gerekse dışarıda Türkiye'nin öneminin arttığını öne sürenler oldu. İnsanları kandırmanın en kolay yolu kutsal duygularının istismarıdır. Bu nedenle din istismarcılığı insanlığın ortaya çıkışından beri en çok baş vurulan bir yöntemdir. Kendisi ile işbirliği yapmadığı için ABD'nin şer odağı ilan ettiği İran' la flört etmek için AB ülkeleri birbirleriyle yarışmıyorlar mı? 11 Eylül'ü gerçekleştirenler dahil bir çok köktendinci islamcı terörist örgüt başta Almanya olmak üzere AB'nin çeşitli ülkelerinde yuvalanmış durumda değil mi? ABD 11 Eylül'den önce kendisine sığınmış bizim köktendinci din tacirlerini 11 Eylül'den sonra sınır dışı mı etti? Bu nedenle Türkiye'nin önemi arttı diyenlerin dolduruşuna gelmeyelim. Bütün ülkeler kendi ulusal çıkarlarını düşünürler. Biz de eleştirel-akılcı düşünceyi benimseyelim. Tek ölçütümüz ulusal çıkarlarımız olsun. Eğer ulusal çıkarlarımızı unutur, aklın yolundan değil duygularımızla hareket edersek bizi her zaman kullanacaklar ve sömüreceklerdir" diyerek konuşmasına devam eden Özbek sözlerini, gençlere güzel bir ülke bırakılması gerektiğini vurgulayarak tamamladı.
Konferansa, Rektör Prof. Dr. Ferit Bernay, öğretim üyeleri, çok sayıda öğrenci ve davetli katıldı.


ÖRGÜTSEL İLETİŞİM

 

İşte başarılı olmak, diğerleriyle etkili iletişimde bulunmakla mümkündür. Ticari işlerde, endüstride veya bir hizmet sektöründe çalışabilirsiniz. Çalışma yeriniz bir büro, dükkan, depo, çiftlik, hastahane veya bir fabrika olabilir. Nerede çalışırsanız çalışın işverenler, çalışanlar ve müşteriler her gün mesajlar verir ve alır.

Bir örgüt içinde iletişim iki şekilde tanımlanabilir; birincisi, anlaşılır mesajların alınması ve yollanması sanatı, ikincisi, anlamayı ve anlaşılmayı öğrenme sürecidir. Örgütlerde üstler ve astlarla olan iletişim biçimleri çok önemlidir. Dikey iletişim iki şekilde gerçekleşmektedir. Üstten asta doğru olan iletişime aşağıya doğru iletişim, asttan üste doğru olana da yukarıya doğru iletişim denir. Dikey iletişim, sözel, yazılı, sözel ve yazılı, görsel iletişim yöntemleriyle gerçekleşir. Zaman zaman aksamalar oluşur ve örgütsel iletişimde engeller ortaya çıkar.

İletişimi engelleyen önemli etmenlerden biri, iletişim zincirindeki halkaların (kademelerin) fazlalığıdır. Örgüt içi iletişimde kademeler fazlalaştıkça iletişim engelleri artmaktadır. Yatay iletişim, birbirine denk yetkiye sahip çalışanlar arasındaki iletişimdir. İster yatay ister dikey iletişim biçimleri olsun önemli olan örgütlerde ortak bir hedef için bir araya gelindiğini unutmadan, anlaşılabilir ve açık iletişim yollarını kullanmaktır.

Bu becerilerin kazandırılması amacıyla OMÜ Sürekli Eğitim Merkezi tarafından "Örgütsel İletişim" kursu düzenlendi. Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Arş. Gör. Müge Yılmaz'ın verdiği kurs, altı hafta boyunca pazar günleri olmak üzere toplam 12 saat sürdü. Kursa farklı mesleklerde çalışan 45 kişi katıldı. Katılanlara kurs sonunda örgütsel iletişim eğitim semineri sertifikası verildi.

Yılmaz, verilen eğitimin tamamen oyunlara dayalı olduğunu, çünkü bireylerin yaşadıklarının farkına varmadıkları sürece bu deneyimleri gerçek hayata geçirmediklerini, bu nedenle oyunla öğrenmenin aktif öğrenme sürecini pekiştireceğin inandığını söyledi.

5. TÜRKİYE KUŞ KONFERANSININ ARDINDAN

Üniversitemiz 20-23 Nisan tarihleri arasında, kuş gözlemcilerinin beşinci ulusal toplantısına ev sahipliği yaptı. Urfa'dan Bursa'ya, Çukurova'dan İstanbul'a 150' nin üzerinde kuş gözlemcisi, biyolog ve doğa koruması ile ilgilenen katılımcının konuk edildiği toplantıda 20 ve 21 Nisan tarihlerinde konferans ve tebliğ oturumları düzenlenirken, 22 ve 23 Nisan tarihlerinde gezi programları gerçekleştirildi. Toplantı programına ek olarak biri olağan dışı gözlemlerin değerlendirilmesi diğeri ise ulusal halkalama programı ile ilgili iki önemli uydu toplantı daha yapıldı ve tarihi sayılabilecek bazı kararlar alındı. Konferans süresince bölgesel atlaslarla ilgili küçük organizasyon toplantıları da yer aldı.


Prof. Dr. Przemyslaw Busse


Rektörümüzün yaptığı açılış konuşmasının ardından, Birdlife International Avrupa bölümünden Güven Eken, "Türkiye'nin biyolojik çeşitliliği" konulu sunumunda bu çeşitliliğin ülkemize kazandırdığı değer ve yüklediği sorumluluktan söz etti. Başbakanlık GAP idaresinden Sunay Demircan'ın, "Doğa ve çevre korumasında felsefi yaklaşım ve doğa kimin için korunmalı" konulu konferansından sonra, Doğal Hayatı Koruma Derneği'nden Bahtiyar Kurt, "Neden ve nasıl bir Türkiye Kuş Atlası yapmak istiyoruz ve şu anda hangi aşamadayız" konulu konuşmasını yaptı, Erciyes Üniversitesi, Kuş Gözlem Kolu Erkuş'tan Aysun Yaşar ve Esra Per, Kayseri'de gerçekleştirilen pilot atlas projesine ait ilk sonuçlardan söz ettiler. Raptor Research and Rehabilitation Center Turkey'den (RRTC) Edwin Vaassen ve M.Akif Aykurt'un gündüz yırtıcılarının ayırd edici özelliklerini slaytlar eşliğinde anlattıkları sunum sonrasında da, Doğal Hayatı Koruma Derneğinden (DHKD) O. Güneşin Aydemir, doğa korumanın yasal alt yapısı ile ilgili sunumu gerçekleştirdi. İlk günün programı, Dr. Mehmet Altuğ'un Kızılırmak deltası kuşlarından derlediği nefis slaytlar ile sona erdi.

Toplantının ikinci günü Polonya Gdansk Üniversitesi'nden, South Eastern European Network başkanı Profesör Przemyslaw Busse'nin "Kuşları Neden Halkalıyoruz" konulu sunumunun ardından, Kuş Araştırmaları Derneği'nden Özge Keşaplı Can, Türkiye'deki, üniversitemizin de katıldığı ulusal halkalama çalışmalarından, OMÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji bölümü öğretim üyelerinden Doç.Dr.Haluk Kefelioğlu da kuşların evriminden söz etti. Samsun Milli Parklar Av ve Yaban Hayatı mühendislerinden Özden Sağlam'ın biyoçeşitlilik konulu slayt gösterisi ardından, Edwin Vaassen doğa ve çevre korunması konusunda yasal sorumluluk taşıyan kuruluşlar konulu bir sunum gerçekleştirdi.



Güven Eken (Bird Lİfe)

Akyaka Gökkuşağı topluluğundan Thomas Thol-Schmitz sağlıklı sucul ortamların göstergesi olarak, "Kuşçular Açısından Su Samurlarının Önemi ve Tespiti" konusunda ilginç bir konuşma yaptı. Öğleden önceki son etkinlik ise iki Birdlife International çalışanı Güven Eken ve Des Callaghan tarafından ülkemizdeki kuş türlerini gelecekte nesillerinin tükenmesi olasılığı açısından kategorize eden kırmızı tür listesi taslağının tanıtıldığı son derece önemli bir sunum idi. Öğleden sonra oturumu üniversitemiz Kuş Gözlem Kulubünün (OMÜKUŞ) ve Doğal Hayatı Koruma Derneğinin (DHKD) birlikte gerçekleştirdikleri, yurt dışında çevre koruma örgütleri tarafından da desteklenen çevre eğitimi projesinin, OMÜKUŞ'tan Fazilet Üker ve DHKD'den Burcu Arık tarafından tanıtılması ile başladı. Kuzey Kıbrıslı kuş gözlemcisi dostlarımızın derneği PAKDOS'un tanıtıldığı sunum sonrasında konferansın son oturumunda dünden bu güne en kıdemli ve en yeni kuş gözlemcilerinin aynı sahnede anılarını seyircilerle paylaştıkları keyifli bir sohbet gerçekleştirildi.



22 Nisan günü Kızılırmak deltasının çeşitli yaşam ortamlarının tanıtıldığı bir gezi yapıldı. Kuvvetli rüzgar öğleden sonra kuş gözlemini biraz etkilese de, halkalama kampı da ziyaret edilerek çalışmalar hakkında katılımcılara bilgi verildi. 23 Nisan günü ise Kocadağ gezisi Samsun ikliminin bir özetiydi; sabah yağmur, Kocadağ'a Erikli yoluna kadar kartopu, biraz aşağıda yeni uyanan doğanın keyfi ve biraz aşağılarda güneş...aynı günde dört mevsim.

Tüm katılımcıların Konferans boyunca OMÜ yerleşkesi, altyapı tesisleri ve organizasyon yeteneğinden son derece etkilendiklerini özellikle belirttikleri ve Üniversitemizin gerek ulusal gerekse ulusalararası platformda tanıtılmasına büyük katkı sağladığına inandığımız 5. Türkiye Kuş Konferansının gerçekleşmesinde emeği geçen, idarecisinden öğrencisine herkese bizler de teşekkür ediyoruz.

 



Des Callaghan



DİYABET VE BESLENME

Terme Meslek Yüksekokulu Müdürlüğü tarafından, 19 Nisan Cuma günü, Terme Özel İdare Salonu'nda düzenlenen "Diyabet Hastalıkları ve Beslenme" konulu panel, katılımcıların yoğun ilgisiyle izlendi. Panele konuşmacı olarak üniversitemizin Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fulya Tanyeri ve Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Diyetisyen Doç. Dr. Funda Elmacıoğlu katıldı. Panelin yöneticiliğini Öğretmen Ayşe Baysal yaptı.


Diyabetin tanımı, Türkiye ve Samsun'daki diyabetlilerin oranı ve tedavi şekilleri üzerinde açıklamalar yapan Prof. Dr. Fulya Tanyeri, diyabetli iken değil, sağlıklı bir insanın da düzenli olarak yaptığı egzersizin şeker oranına, kan yağlarına, kalp ritmine olumlu etkisi olduğunu söyledi. Prof. Dr. Fulya Tanyeri, "Düzenli yapılan egzersiz her gün 1 saat zaman ayrılan egzersizdir. Düzenli ve programlı yapılan egzersizde mutlaka güç ve yorucu sporlar yapılması gerekmez. Düzenli yürüyüş yapmanın bile metabolik yararları vardır. Diyabet programı hastanın kişisel ihtiyaçlarına ve sağlık durumuna ve beden yapısına göre hazırlanmalıdır" dedi
.

Diyabetli hastalarda beslenme konusunu anlatan Diyetisyen Doç. Dr. Funda Elmacıoğlu, "Beslenme modeli kişiye özeldir. Bir kişinin beslenme modeli bir başka kişinin modeline uymaz. Kişiye özel diyet uzmanlarca ayarlanmalıdır. Beslenme modelinin temeli ne kadar sağlam atılırsa diyabetten o oranda uzak durulur" diyerek, diyet listesinde her grup besine belli oranlarda yer verilmesi gerektiğine dikkat çekti.



EBELİK VE PROFESYONELLİK

Ebe, Bir Kadının Nazik Ellerine,
Bir Atmacanın Gözlerine ve
Bir Arslanın Yüreğine Sahip Olmalıdır...

Üniversitemizin Tıp Fakültesi Oditoryum Salonunda, 21-28 Nisan tarihleri arasında, her yıl düzenli olarak kutlanan "Ebelik Haftası" dolayısıyla "Ebelik ve Profesyonellik" konulu bir konferans verildi.

Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Okumuş, kutlama etkinliklerinin amacının ebelik mesleğinin önemini vurgulamak olduğunu dile getirdi. Okumuş kutlama etkinliklerinden, topluma açık yerlerde düzenlenen şenliklerden, "Ebelik hizmetleri" ve "Ebelikteki Gelişmeler" konularının tartışıldığı konferanslardan ve workshop çalışmalarından söz ederken, ebelere, bireysel veya grup olarak çalışmalarının önemini gösteren ödüller verildiğini de belirtti.


Prof. Dr. Hülya Okumuş


Eğitim ve öğretimin temel amacının yaratıcı, üretici, dinamik ve donanımlı bireyler yetiştirmek olduğunu söyleyen Okumuş, sorumluluk alma, bakım verme, hasta/kadın sözcülüğü ve otonomi, iyi bir iletişim, dürüstlük/doğruluk, izin alma/onay alma, fark ettiğinizi/ilgilendiğinizi belli etme, birlikte çalışabilme, bilinçli bir şekilde itiraz edebilme, gizlilik ilkesi, lobicilik yapabilme, öz saygı/ başkalarına saygı, akılcılık, güven vericilik, duyarlılık gibi ebelik ve hemşirelik yapan bireylerde bulunması gereken profesyonel ölçütlerden bahsetti.

Prof. Dr. Hülya Okumuş konferansta, Uluslararası Ebelik Konfederasyonu'nun ebelik vizyonu, ebelik okullarının hedefi ve ebelik programlarına öğrencilerin hazırlanması konularında ki görüşlerini de aktardı.



DİŞ HEKİMLİĞİNDE ENFEKSİYON KONTROLÜ

OMÜ Kongre Kültür Merkezi'nde, 05-20 Nisan 2002 tarihlerinde, "Diş Hekimliğinde Enfeksiyon Kontrolü" konulu konferanslar verildi.


Doç. Dr Murat GÜNAYDIN

Enfeksiyon kontrol programı çerçevesinde, tüm Diş Hekimliği Fakültesi çalışanlarını eğitmek, hasta bakımı ve enfeksiyon kontrolüyle ilgili politikaları oluşturmak ve yapılan uygulamaları izlemek, hastane enfeksiyonuyla dolaylı/dolaysız ilgisi bulunan klinik ve klinik dışı gereçlerin alımında danışmanlık yapmak, yeni politika ve prosedürler konusunda sağlık çalışanları ve hekim grubu ile ilişkiyi sağlamak, enfeksiyon kontrol programlarının uygulanmasıyla harcamalarda tasarruf sağlamak ve bunu hasta bakımını iyileştirmeye yöneltmek, Diş Hekimliği Fakültesi hasta ve çalışanlarını enfeksiyondan uzak tutmak amaçları ile "Enfeksiyon Kontrol Komitesi" kuruldu.

Enfeksiyon Kontrol Komitesinin ana amaçlarından biri olan personel eğitimini sağlama hedefi doğrultusunda, Tıp Fakültesi Hastane Enfeksiyon Kontrol komitesi işbirliği ile düzenlenen ve tüm Diş Hekimliği personelini içine alan bilgilendirme toplantılarının ilki Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi. Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Günaydın tarafından sunulan "El Hijyeni" adlı konferansta, Enfeksiyondan korunmada en etkili ve en basit uygulamalardan biri olarak karşımıza çıkan el yıkama ve bunun Enfeksiyondan koruma/korunma ile olan ilişkisi irdelendi.

Doç. Dr. Murat Günaydın, "İstatistiklerin en iyi tutulduğu yer olarak bilinen Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl 2.4 milyon hastane enfeksiyonu görüldüğü, bu enfeksiyonların ABD'nde sağlık ekonomisine getirdiği yükün yıllık 4.5 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir. Tüm dünyada hastane enfeksiyonlarının insidansı (görülme sıklığı) % 7-10 civarındadır ve bu enfeksiyonların tedavi maliyeti oldukça yüksektir. Özellikle çok yataklı büyük hastanelerde % 10'un üzerinde insidansa sahip olan hastane enfeksiyonları; hastanın hastanede kalış süresinin uzamasına, ek tedavi girişimleri nedeniyle maliyet artışlarına neden olmakta ve bakterilerde direnç gelişimini körüklemektedir Bu dirençli mikroorganizmaların hastalar arasında taşınması ve yayılmasında % 20-40 oranında sağlık çalışanlarının kirli elleri neden olmaktadır. Hastane enfeksiyonlarını önlemede en basit ve en ucuz yolun el yıkama olduğu unutulmamalıdır. En iyi sağlık hizmetini almak her hastanın hakkıdır. Sağlık çalışanlarının ihmali ve idarecilerin imkanları hazırlamaması sonucu hastane enfeksiyonlarıyla karşılaşmaları haksızlıktır. Sağlık çalışanı olarak ellerimizi yıkayalım, hasta olarak hekimden ellerini yıkamalarını isteyelim" şeklinde konuştu.

Doç. Dr. Ahmet SANİÇ
Bilgilendirme toplantılarının ikincisi 20 Nisan 2002 tarihinde Kongre ve Kültür Merkezi'nde Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji AD Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Saniç tarafından sunuldu. Konferansta strelizasyon ve dezenfeksiyonun sağlık kuruluşlarının işleyişindeki önemi ve vazgeçilmezliği vurgulanırken, hastaneler ve diş hekimliği kliniklerinde tercih edilmesi gereken strelizasyon ve dezenfeksiyon yöntemleri hakkında bilgi verildi.



EĞİTİMDE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME YAKLAŞIMLARI

"İnsanlar arasında zihinsel güçler bakımından doğuştan gelen bazı farkların bulunduğunu inkar edemem ama bunlar, eğitimin ürünü olarak sonradan meydana getirilmekte olanların yanında hemen hemen bir hiçtir."
Boswell (1776)


Yrd. Doc. Dr.M çağatay Güven

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi tarafından Üniversitemiz Kongre ve Kültür Merkezi'nde "Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme Yaklaşımları" konulu bir konferans düzenlendi. Konferansa konuşmacı olarak katılan Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. M. Çağatay Güven genel olarak sistem yaklaşımı, eğitimin tanımı, okulda öğrenme modeli, eğitim programının öğeleri ve okul öğrenmelerini değerlendirme yaklaşımlarından söz etti.

Güven, eğitimin birey merkezli olması gerektiğini vurgularken, öğrenmenin yaşantı ürünü, kalıcı izli bir davranış değişikliği olduğunu söyledi. Yaşantı kavramını ise bireyin çevresi ile etkileşimi sonucunda bireyde kalan muhteva olarak tanımladı. Konuşmasına Bloom'un Tam Öğrenme Modeli ile ilgili açıklamalarıyla devam eden Güven, tanıma ve yerleştirmeye yönelik, biçimlendirme ve yetiştirmeye yönelik ve düzey belirlemeye yönelik üç tür değerlendirme yaklaşımı üzerinde durdu. Eğitimin açık bir sistem olduğundan hareketle, sürecin her aşamasında denetlenmesi gerektiğini ifade eden Güven, açık sistemin dönüt mekanizmasına karşılık olarak nitelediği biçimlendirme ve yetiştirmeye yönelik (formative) değerlendirmenin önemini vurguladı.



TOPLUMSAL DUYARLILIK


Öğretim görevlisi
Tara HOPKİNS



Gençlerin sivil inisiyatif ve sivil hareket kültürü oluşturmaları amacıyla çalışmalarına başlayan OMÜ Ekolojik Yaşam Kulübü ilk etkinliğini gerçekleştirdi.

Sabancı Üniversitesi'nde Bireysel ve Akademik Gelişim Merkezinde öğrenci danışmanlığı yapan, Toplumsal Duyarlılık Projesi Genel Koordinatörü Öğretim Görevlisi Tara Hopkins, 5 Nisan Cuma günü, üniversitemizde "Gençler Arasında Sivil Hareket Kültürünün ve Toplumsal Duyarlılığın Oluşturulması" konulu bir konferans verdi.



Prof. Dr. Mehmet KOYUNCU ve
Tara HOPKİNS
"Toplumsal Duyarlılık Projesi" gibi projelerin içinde yer alan öğrencilerin, sosyal sorumluluk bilincine sahip olarak toplumsal hayata katılmaya yönlendirildiklerini ve toplumun diğer bireylerinin de öğrencilerin bu çabalarından faydalandıklarını belirten Tara Hopkins, gönüllülüğün sorumluluklarından, önyargılardan, maddi sıkıntılardan, vakıf ve derneklerin anlayışlarından söz etti. Sözlerine "Sorunlar çok konuşuluyor ama çok az insan sorunları çözmek için çaba gösteriyor" diyerek başlayan Hopkins, değişim yapmanın zorluklarından bahsederken de "kendin için yapmayacaksan başkaları için nasıl yapacaksın" sloganını kullandı.

Katılımcı demokrasiyi herkesin sorumluluğu paylaştığı bir anlayış olarak tanımlayan Hopkins, sivil hareketin, protest bir hareket olmadığını da özellikle belirtti. Yüzde 100 ekolojik yaşamın imkansız olduğunu söyleyen Tara Hopkins, özellikle Samsun'da da pilot bir grup oluşturmak istediğini vurguladı.



OMÜ EĞİTİM GÖNÜLLÜLERİ KULÜBÜ
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Gönüllüleri Kulubü, 26 Haziran 2001 tarihinde, Öğr. Gör. Nihat Şenyurt'un akademik danışmanlığında ve Sınıf Öğretmenliği Bölümü öğrencisi Özcan Palavan'ın başkanlığında kuruldu. Eğitim Gönüllüleri Kulubünün başkanlığını Serkan Arslanoğlu, başkan yardımcılığını Mehmet Soydan, Saymanlığını Özgür Çam, Sekreterliğini de Nergiz Aydın yürütüyor.
Ülkemizdeki sorunların temelinde eğitim eksikliğinin önemli bir etken olduğu düşüncesinden yola çıkan kulübün amacı; öncelikle üniversitemizdeki öğrencilerin bu konudaki duyarlılıklarını arttırmak ve eğitim konusundaki gelişimlerine katkıda bulunmak. Bu amaç doğrultusunda, eğitim alanındaki ortak çalışmaları nedeniyle öncelikli olarak Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) ve diğer eğitim kuruluşları ile işbirliği yaparak, öğrencilerin eğitimle ilgili aktivitelere katılmalarını ve kendilerini geliştirmelerini sağlamak; akılcı, sağduyulu, düşünen, sorgulayan, özgüven sahibi, farklılıklara saygılı ve yaratıcı bir neslin yetişmesine katkıda bulunmaktır. Böylece, üniversitemiz öğrencilerinin ders dışı sosyal, kültürel, eğitsel etkinliklere aktif bir biçimde katılımlarının sağlanmasıyla boş zamanlarını topluma faydalı bir şekilde değerlendirmeleri ve sosyal sorumluluk bilinçlerinin gelişmesi mümkün olacaktır.

Kulüp faaliyetlerini daha etkin bir biçimde gerçekleştirebilmek ve üyelerin aktif katılımını sağlayabilmek amacıyla 16 tane alt komite kurulmuş. Bunlar; Eğitici , Çocuk (Park/Birim), Etkinlik Programları, Tanıtım, Basın ve Halkla İlişkiler, Yayın, Web, Sosyal Aktiviteler, Araştırma, Proje Üretim, İdari İşler, Fakülteler Arası İlişkiler, Kulüp/Topluluklar Arası Koordinasyon, Ofis, Gönüllü-Üye ve İletişim Komiteleri.

BİR GÖNÜLLÜNÜN YÜREĞİNDEN

Eğitim Gönüllüleri Kulübü üyesi ve eğitim gönüllüsü olmak ayrıcalığını yaşayanlardanım. Üniversitede son yılımda olmama rağmen sanki dört yılı dolduracak kadar yoğun ve güzel bir yıl geçirdim. El ve gönül birliğiyle binlerce dostumuz oldu eğitim parkında girdiğimiz derslerin, aldığımız eğitimlerin öğretmenlik mesleğine başladığımda beni birkaç adım öne çıkaracağına inanıyorum.
Kaliteli bir gelecek ve çağdaş bir dünya eğitime gönül vermekle olacaktır.İçimizdeki çocuğu arkadaşlarıyla buluşturan herkese teşekkürler.

Gururla söylüyorum;Ben Eğitim Gönüllüsüyüm!
Hüseyin MERTOL
Sosyal Bilgiler Öğretmenliği-4

Bir sivil toplum kuruluşu olan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (T.E.G.V.)'na bağlı olarak, düşünen, sorgulayan, akılcı, çağdaş, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı nesiller yetiştirmek Türkiye'nin temel taşlarını yerine oturtmak için eğitim parkları, öğrenim birimleri, ateş böcekleri, gezici öğrenim birimleri kurulmuştur.

1100m2 lik kapalı alanla, 22 dönümlük bir açık alan üzerine kurulmuş 3000 kapasiteli ve aynı anda 512 öğrencinin faydalanabileceği bir eğitim ve öğretim merkezi olan "Samsun Eğitim Parkı" da bu amaçla kurulmuştur. Eğitim Parkı ve Öğrenim Birimindeki Gönüllü desteği ise Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Gönüllüleri Kulübü tarafından karşılanmaktadır. Eğitim parkında çalışan 350 gönüllünün 330'u ile öğrenim biriminde çalışan 19 gönüllünün 17'sini Eğitim Gönüllüleri Kulübü karşılamaktadır.
TEK KELİMEYLE MÜKEMMEL!

Okulda işlendiğinde algılanamayan konuların işlendiği bir park. Sarı, kırmızı, siyah her türden çocukların buluştuğu ortak nokta. Umutların gerçekleştiği mavi bir dünya benim için. Kuşların öttüğü, sevginin konuştuğu, gülümsemelerle dolu bir dünya için el ele diyorum.
7-C Cansu

Sevgili Feray Ablacığım,

Feray abla ben burayı önceden bilmiyordum ama öğrenince çok sevdim. Burası çok güzelmiş. Herkes burada bize çok iyi davranıyor. Genellikle Feray abla sorunlarımızla ilgileniyor. Burası okul gibi değil, okulda öğretmen gelince ayağa kalk,otur, dersi anlat, tahtayı sil, dersini iyi çalış, hikaye oku anlat...Ama Samsun Eğitim Parkı böyle değil; canın sıkılınca dersten çıkabilirsin. Abla ve ağabeylerimiz çok iyiler, bize çok iyi davranıyorlar, burası benim ikinci evim gibi.
Elif KAYA



KÜÇÜK REKTÖRÜMÜZ GÖREVDE



İnönü İlköğretim Okulu Öğrencileri Duygu Er, Feyyaz Güner, Nagihan Küçükarslan, Uğur Pak, Sibel Çelik, Okul Müdürü Recai İstanbulluoğlu, Müdür Yardımcısı Ahmet Katran ve Fen Bilgisi Öğretmeni Kahraman Altürk, 23 Nisan Salı günü Rektörlüğü ziyaret ettiler.


23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlama programı çerçevesinde, İnönü İlköğretim Okulu 8-B sınıfı öğrencisi Duygu Er, Rektör Prof. Dr. Ferit Bernay'ın görevini devraldı ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü oldu.

Rektör koltuğuna oturan Duygu Er, Ondokuz Mayıs Üniversitesinin sosyal ve kültürel alanda daha aktif rol alması gerektiğini, bunun için de halk oyunlarına, tiyatro gösterilerine, spor aktivitelerine daha fazla önem verilmesini, tüm bu aktivitelerin ülke geneline duyurulmasını, polikliniklerde hastalara sevgi ve şefkat gösterilmesini, üniversite ve hastane olarak temizliğe daha fazla önem verilmesini istedi. Duygu Er ayrıca, İnönü İlköğretim Okuluna bir adet bilgisayar ve yazıcı sağlanması için gerekenlerin yapılmasını da sözlerine eklemeyi unutmadı.

Duygu Er'in tüm sorularına içtenlikle cevap veren Genel Sekreter Nazım Alkan; Üniversitemizin tanıtımının hızlandırılacağını belirterek, hastanede sağlık personeline gerçekten çok ihtiyaç olduğunu, temizlik probleminin de en kısa sürede giderileceğini söyledi ve üniversite hakkında bilgi verdi.



ANAOKULUNA KUŞ YUVASI

Üniversitemiz Kuş Gözlem Kulübü tarafından, Kurupelit Yerleşkesi içinde bulunan Anaokulu alanındaki ağaçlara ahşap kuş yuvaları yerleştirildi.

Kuş Gözlem Kulübü Başkanı Fazilet Üker, çocuklara kuşları yakından görme ve inceleme imkanı sağlayacak olan kuş yuvalarının aynı zamanda doğa ve hayvan sevgisi aşılayacağını da belirtti.

Üniversitedeki kuş populasyonunu da artırmayı amaçladıklarını dile getiren Üker, önümüzdeki günlerde yerleşkenin değişik bölgelerindeki ağaçlara da yuva yerleştireceklerini söyledi.



ÖĞRENCİLERDEN MÜZİK ZİYAFETİ


Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Öğretim Görevlisi Aynur Özgür yönetiminde, 12 Nisan gecesi, Müzik Öğretmenliği piyano ve koro öğrencileri bir konser verdi.

Gecenin konuk sanatçısı, piyanoda İdil Yavuz idi. Farklı ülkelerin halk şarkılarının, madrigallerinin ve halk ezgilerimizin yer aldığı gecede, olağanüstü güzellikteki armoniler yer aldı.


BACH'TAN MOZART'A

 



Gazi Oda Orkestrası 8 Nisan 2002 tarihinde üniversitemizdeydi. Şinasi Çilden tarafından yönetilen konserde gitarda, ünlü klasik gitar ustası Ahmet Kanneci, violonselde Şinasi Çilden ve kemanda Mehmet Efe solist olarak yer aldılar.

Johann Sebastian Bach, George Friedrich Handel, Alessandro Marcello, Antonio Vivaldi, Peter İlyiç Çaykovski, W.A. Mozart , Ali Sevgi ve Şinasi Çilden'in eserlerinin yer aldığı konseri, müziksever öğretim elemanları, öğrenciler ve çok sayıda davetli ilgi ve beğeniyle dinledi.

 


Gazi Oda Orkestrası, amatör bir çalışma anlayışıyla profesyonelce ürünler ortaya çıkarmayı amaçlayan; öğretim elemanları, yüksek lisans-doktora öğrencileri ve yetenekli lisans öğrencilerinden oluşan ve tümüyle üyelerin özverili çalışmalarına dayanan bir topluluk.

Orkestra üyeleri için olduğu kadar, öğrencileri için de yararlı olan orkestra çalışmaları, bu tür topluluklar için eserler yazan yetenekli kişileri özendirme, eserlerinin seslendirilmesini sağlama, solo eserler çalabilecek öğretim elemanlarına ve öğrencilere orkestra eşliğinde çalma fırsatı verme ve yeteneklerini sergileme, geliştirme olanağı sağlıyor.

Gazi Oda Orkestrasına sanatsal üretime katkıda bulundukları, bu konuda iyi bir örnek oluşturdukları ve bizlere de kendilerini dinleme fırsatı verdikleri için teşekkür ediyoruz



BEYAZLAR KİRLENMESİN

Bugüne kadar 37 kişisel resim sergisi açmış olan OMÜ Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim Ana Sanat Dalı öğretim üyesi Hilmi Özbay, son sergisini 25 Nisan-17 Mayıs 2002 tarihleri arasında Ankara Anadolu Ajansı Sanat Galerisinde açtı. 150 civarında karma ve yarışmalı grup sergilerine katılan sanatçının pek çok yapıtı yurtiçi-yurtdışı olmak üzere özel ve kamu kuruluş koleksiyonlarında bulunuyor. Özbay son sergisinde, renk lekeleri ve devingen çizgi kıvraklığı ile güçlendirdiği, doğa çıkışlı ve yakın çevreden seçtiği temalarını lirik, ekspresyonist bir anlayış ve açık-koyu renk dengeleriyle plastik bir düzenleme içinde izleyiciyle buluşturuyor.

Hilmi Özbay resim anlayışını şöyle dile getiriyor:


"Çalışmalarımın içeriğini yaşadığım çevreden, toplumdan, görsel objelerden oluşturmaya çalışıyorum. Plastik Sanatçıların çoğunun dediği gibi konu önemli değil, yapılan çalışmanın özgün olması, plastik değerde ortaya konması önemlidir. Bu görüşe gerçekten ben de katılıyorum. Sanatçılığımız (Ressam) yanında esas işimizin öğreticiliğimiz olması nedeniyle özellikle öğrencilerimizi çalışmaya yönlendirebilmek için öğrenciler bizden sürekli "konu" istiyorlar. Çalışmaya yeni başlayanlar için konu-obje- sonuç ilişkisi önemli olabilir. Çoğu kez figür, ağaç, kuş, deniz, bulut yb. gibi şeyleri ele alırsınız. Sonuçta bunları değişime uğratarak bambaşka bir obje düzenlemesiyle işinizi bitirirsiniz.


Önemli olan görünen şeyleri natürel anlamda görsel kılmak değil, görselliği plastik değerlerle ortaya koymaktır.Resimlerimde açık-koyu renk değerlerinin yoğun olduğu görülmektedir. Renk hamurunu yoğun kullanıyorum. Bu nedenle resimlerim rölyef etkisi vermektedir. Yalama fırça vuruşlarıyla yapılan çalışmalar benim heyecanlarımı ortaya koyamıyor. Boyayı çalışmaanındaki heyecanıma göre her türlü araç-gereç kullanarak yüzeye sürütebiliyorum. Boya hamurunun yoğun kullanılması; ortaya çıkan çalışmaya bir pentür görüntüsü veriyor.

Resimlerim izlendiğinde kadın figürlerinden oluşan çalışmaların çoğunlukta olduğu görülür. Kadın her dönemde sanatçıların ana teması olmuştur.


Çevremize, dünyamıza, yazılı ya da görsel basına baktığımızda olumlu veya olumsuzlukların başında kadının geldiğini görürüz. İşte bunlar beni bu temaya doğru yönlendirmiştir.

Kadınlar ilham kaynağımızdır. Her başarının arkasında bir kadının olduğunu, geri kalmışlıktan kurtulmanın kadınların aydınlatılmasından geçtiğini düşünürüz ve bir de kadınlarımızı meta aracı olarak kullanma eğilimlerinin olduğunu görürüz. İşte benim resimlerimde; daha iyi bir yaşam ortamı bulabilmek için evden ayrılan (kaçan) genç kızlarımızı, kırsal kesimden kente gelen yalnızlaşan kadınlarımızın dramını bulursunuz.

Resimlerimde genç kızlarımıza ve kadınlarımıza daha iyi bir yaşam sağlamak vaatleriyle kandıran, onları kötü yollara düşüren ve onları bir meta olarak kullanan -kullanmak isteyen- kişi ya da kişiler, estetik düşünce ve lekeci (taşist) bir anlayışla, sanat diliyle yorumlanıyor. Buradaki koyu tonlar kadınlarımızı ve kızlarımızı kötü yollara düşürmek isteyen art düşünceleri, açık renkleri ise temiz, art düşüncesiz insanlarımızı simgelemektedir.

Dışlanmışlığı, namusu-namussuzluğu, ak ile karayı anlatmak -yorumlamak- için yalın bir biçemle yola çıkarak açık fırça darbeleriyle dürüstlüğü, bozulmamışlığı, dokunulmamışlığı simgeliyorum. Tablolardaki yorgun olmayan, devingen, ritmik, el yazısı kıvraklığında, yer yer dışa vurumcu lekeci anlatımla; kendine özgü lirik bir soyutlama, plastik bir yorumlama kaygısı içerisinde sezgilerimi, iç dünyamı yansıtmaya çalışıyorum.

Ve de BEYAZLAR KİRLENMESİN! diyorum."



VE... PERDE!
Her sanat yılında biraz daha büyüyen, 14. sanat yılında ise daha gidecek çok yolu olduğunu bilen ve bu bilinçle yoluna devam eden bir topluluk olan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tiyatro Topluluğu (OMÜTİK) festivaller düzenlemeye devam ediyor. 12-28 Nisan 2002 tarihlerinde Ulusal Tiyatro Festivalinin 8.sini gerçekleştiren OMÜTİK, amatör ruhunu farklı tiyatro toplulukları ile paylaştı. OMÜ Tiyatro Kulübü, Ulusal Tiyatro Festivalini Yılmaz Erdoğan'ın kaleme aldığı "Kadınlık Bizde Kalsın" isimli kolaj çalışmasıyla açtı. Festival süresince de Roy Cooney'in Kaç Baba Kaç (Yönetmen Fatih Dinler), Anton Çehov'un Vişne Bahçesi (Yönetmen Adem Öztürk), Bertolt Brehth'in Galileo Galilei (Yönetmen Serkan Çakıroğlu), Cem Saip Yalın'ın Tüm Savaşlar Bittiğinde (Yönetmen Seval Vural), Civan Canova'nın Sokağa Çıkma Yasağı (Caner Arkan) adlı oyunları sergiledi.



Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Tiyatro Topluluğu, Aziz Nesin'in-"Toros Canavarı",

Düşevi Oyuncuları, Ferhan Şensoy'un-"Parasız Yaşamak Pahalı",

Balıkesir Üniversitesi Tiyatro Topluluğu,Dinçer Sümer'in "Memur Oğlu Memur",

Tiyatro-Tiyatro Topluluğu-Samsun, Necati Cumalı'nın "Derya Gülü",
Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Haldun Taner'in "Ve Değirmen Dönerdi",

Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Tiyatro Topluluğu, Ray Cooney'in "Haydi Karına Koş",

Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir Meslek Yüksek Okulu Tiyatro Topluluğu, William Shakespear'in "Yanlışlıklar Komedyası",Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Oyuncuları Tiyatro Topluluğu, "Bertolt Brecht'in "Schveyk",

Gaziantep Üniversitesi tiyatro Topluluğu, Anton Çehov&Neil Simion'un "Vişne Bahçesi",

Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Joseph Kesselring'in "Ahududu",

Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Tiyatro Topluluğu, Ahmet Önal'ın "Kaşif-i Eyvah Nadir Efendi",

Akdeniz Üniversitesi Yaratıcı Sanatlar Topluluğu, "Çalışkan Afacan, Tembel Tombalak" adlı çocuk oyunu ve "Müjdat Gezen'in "Salak Oğlum",

Amasya Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümü, "Çirkin Prenses" adlı çocuk oyunu ve Haşmet Zeybek'in "Düğün ya da Davul",

Ondokuz Mayıs Lisesi Tiyatro kolu, OrhanAsena'nın "Hürrem Sultan",

OMÜ Kavak Meslek Yüksek Okulu, Hidayet Sayın'ın "Pembe Kadın",

Osman Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tiyatro Kulubü,Ephraim Kishon'un-Nikah Kağıdı",

Ordu Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümü, Anton Çehov&Neil Simon'un "Oyun İçinde Oyun"

OMÜ Amasya Eğitim Fakültesi Tiyatro Kulubü, Oktay Arayıcı'nın "Nafile Dünya" ve

İstanbul Teknik Üniversitesi İTÜ Mezunlar Tiyatro Kulubü, Dario Fo&Franca Rame'nin "Açık Aile"

" adlı oyunlarıyla, bu yıl üniversitemizde konuk olarak ağırladığımız tiyatro topluluklarıydı.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde bir ulusal tiyatro festivali daha sona erdi. Bıraktığı güzel izlenimler bir sonraki festivalin habercisiydi. Festival biterken OMÜTİK'in söylediği tek şey vardı "iddialıyız; iddiamız kendimize olan güvenimizden, iddiamız amatör ruhumuzdan, iddiamız seyirciyle olan bağımızdan, iddiamız tiyatroya olan sevgimizdendir."



CEZMİ ERSÖZ

OMÜ Bilim ve Felsefe Kulübü, 6 Nisan Cumartesi günü, Şair-Yazar Cezmi Ersöz'le "Seni Özgürlüğümü Sever Gibi Seviyorum" konulu bir söyleşi gerçekleştirdi.

KENDİNİ SAKLAMA ÇİÇEKLERİ

Biz aşk bahçemizi küçük tuttuk seninle
içinde güvensizlik ağaçları,
küstüm otları,
kendini saklama çiçekleri
Özlem kirli bir kan gibi yüreklerimizi
Boğmasın,
yalnızlık karanlık bir orman gibi
çökmesin içimize diye
Biz aşk bahçemizi küçük
tuttuk seninle
Önümüzde dokunuşlardan uzak,
İnsafsız ve çok uzun bir kış var diye
koca bir yaz, kendini saklama
çiçeklerini,
suladık durduk yalnızca
Biz aşk bahçemizi küçük,
çok küçük tuttuk seninle...

Konuşmasına, Filistin-İsrail savaşından söz ederek başlayan Cezmi Ersöz, son yüzyılda ABD'nin gerçekleştirdiği savaşlara, savaşın perde arkasında saklı duran ekonomik ve siyasal sorunlara, üniversite ve bileşenlerinin nasıl davranması gerektiğine, bilim etiğine ve bilim adamının aydın kimliğine değindi. Yabancılaşma sonucu yaşadığımız dünyanın sanallaştığını ve sanallaşmayla birlikte insan ilişkilerinin maddiyatçı bir şekil aldığını anlatan Ersöz, yazar olmak isteyen gençlere sabırlı olmaları ve bol bol kitap okumaları konusunda öğüt verdi.

"Şizofren Aşka Mektup" adlı son kitabı 2001 yılının ekim ayında yayınlanan Cezmi Ersöz, yaklaşık 2 saat süren söyleşi sonrasında kitaplarını da imzaladı.


İKİNCİ İNÖNÜ MUHAREBESİ VE SONUÇLARI

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi'nde 1 Nisan Pazartesi günü, İkinci İnönü Muharebesi ve Sonuçları konulu bir konferans verildi.


Yrd. Doc. Dr. Rıza KARAGÖZ


Özellikle büyük harpte 9 cephede birden savaşmak zorunda kalan Türk ordusu ve milleti, savaşın ağır yıkımının yanı sıra hastalıklar ve yokluklarla da perişan bir hale gelmiştir. Netice Mondros Antlaşması olmuş ve Osmanlı resmen değilse de fiilen tarihe karışmıştır. Birinci İnönü savaşında Türk ordusunun gösterdiği başarı içeride ve dışarıda pek kale alınmayan Ankara'daki Büyük Millet Meclisi'nin göz ardı edilemeyeceği sonucunu doğurmuştur. Nitekim Londra Konferansı'nda Ankara hükümeti de müzakereye davet edilmiştir. Özetle Birinci İnönü Zaferi, iç ve dışta düşmanların oyunlarını bozmuştur.

Sevr şartlarını ve Türk milletinin içinde bulunduğu kötü durumu Megalo-İdea'yı gerçekleştirmek için bulunmaz fırsat olarak değerlendiren Yunanlılar, İnönü'de aldıkları yenilgiyi kabullenmek istemediler. Yunan hükümeti gerek kendi kamu oyu gerekse batılı müttefikleri nezdinde zedelenen prestijini yeniden güçlendirmek maksadıyla yeni taarruz hazırlıklarına girişti. Yunanlılar bu defa daha büyük güçlerle ve daha geniş hedeflere doğru harekete geçtiler. Buna karşılık Türk tarafı da Birinci İnönü Savaşı'na nispetle daha teşkilatlı idi. Bunun sonucu olarak İkinci İnönü Savaşı birinciye göre daha çetin ve kanlı oldu. İkinci İnönü zaferinin ardından İngiliz ve Fransız hükümetleri Ankara ile antlaşma zemini aramışlardır. İtalyanlar ise Anadolu'dan çekilme kararı almışlardır." dedi

Yrd. Doç. Dr. Rıza Karagöz konuşmasının sonunda, İkinci İnönü Zaferinin 81. yıldönümünü anarken, bugünün gençlerine ve gelecek nesillere o günlerden alınacak pek çok mesaj olduğunu hatırlattı.

Ülkemizin bağımsızlığını kazanma savaşında canlarını veren şehitlerimizi saygıyla anıyoruz

Konferansa konuşmacı olarak katılan Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Rıza Karagöz konuşmasına "Milli Mücadele içinde İnönü Savaşları, deyim yerindeyse, bir bütünün parçaları gibidirler. Savaşın yeri, tarafları, amaçları, hatta tarafların başkomutanlarıyla iki devrelik bir maça benzerler"diyerek başladı.Karagöz, "Bilindiği gibi Türk milleti Trablusgarp ve Balkan savaşlarıyla başlayan, Birinci Dünya savaşıyla devam eden aralıksız bir savaşlar silsilesini yaşamıştır.


MERKEZ ANADOLU LİSESİ ÜNİVERSİTEMİZDEYDİ







Yerel gündem 21 Bilim Konseyi, Merkez Anadolu Lisesi öğrencilerine, yaşadıkları şehirde bulunan Ondokuz Mayıs Üniversitesi'ni tanıtmak ve mesleki rehberlik yapmak amacıyla, OMÜ Rektörlüğü ve OMÜ İletişim ve Radyo Kulubü işbirliğiyle, 17 Nisan Çarşamba günü, Kongre Kültür Merkezinde bir program düzenledi.

Başkanlığını Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yıldız Pekşen'in yaptığı ve Eğitim Fakültesinden Prof. Dr. Kurtman Ersanlı, Doç. Dr. Erdoğan Başar, Doç. Sevgi Koyuncu, Mühendislik Fakültesinden Prof. Dr. Güven Önbilgin, Fen Edebiyat Fakültesinden Doç. Dr. Haluk Kefelioğlu, Diş Hekimliği Fakültesinden Yrd. Doç. Dr. İnci Devrim' den oluşan bir ekip, Merkez Anadolu Lisesi'nin 600 kişilik son sınıf öğrencilerine, üniversitemizde eğitim ve öğretime devam eden fakülte ve yüksekokullar hakkında bilgi verdi. Salonu dolduran enerji dolu, heyecanlı ve konuyla son derece ilgili görünen öğrenciler, merak ettikleri hemen her soruya yetkili ağızlardan cevap aldılar.

Daha sonra, üniversitemiz İletişim ve Radyo Kulubü üyeleri tarafından gruplar halinde yerleşke içerisinde gezdirilen öğrenciler üniversitemizi tanıma imkanı buldular.



LÖSEMİLİ ÇOCUKLARIN RESİM SERGİSİ


Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Hemotoloji Bölümünde tedavi gören lösemili çocuklar, Samsun Lösemili ve Kan Hastalıklı Çocuklar Derneği'nin katkılarıyla Tıp Fakültesi Dekanlığı girişinde bir resim sergisi açtılar

25 lösemi hastası çocuğun yaptığı ve 125 adet resmin yer aldığı sergiden elde edilecek gelirin çocuklara verileceği açıklandı. Sergiye, Rektör Yardımcısı Adem Gülel, Tıp Fakültesi Dekanı Fulya Tanyeri, öğretim üyeleri, çocukların aileleri ve davetliler katıldı.

Serginin yanı sıra, lösemili çocuklar için 23 Nisan günü bir eğlence düzenlendi. Çocuklar, Atatürk Anadolu Lisesi öğrencilerinden oluşan müzik grubunun söylediği şarkılar eşliğinde gönüllerince eğlendiler. Öğrenciler, lösemili çocuklara çeşitli hediyeler de verdiler.

 

 

ÜNVAN DEĞİŞİKLİĞİ
Eski Kadro/Ad-Soyad Anabilim Dalı Atandığı Kadro
Doçent/Ömer LÜtfi İyigün Tıp Fak.-Nöroşirurji Profesör
ATAMALAR
Kadro/Ad-Soyad Atandığı Yer
Yrd. Doç. Dr./Özan Özkaya Tıp. Fak.-Çocuk Sağ. Ve Hast.